9 Kasım 2014 Pazar

Meniere Sendromu


Meniere hastalığı şiddetli baş dönmesi, bulantı kusma, işitme kaybı, kulakta uğultu ve çınlama ile dolgunluk hissi ile karakterize bir hastalıktır. Özelliği krizler halinde gelmesidir. İlk kriz daima daha şiddetlidir ve uzun sürer. Her krizde eşlik eden uğultu ve çınlama ile birlikte işitme kaybı vardır. Krizler her defasında işitmeden biraz daha götürür.
Meniere hastalığının tipik özelliği olmasına karşın her olguda mutlak bunlar bir arada olmayabilir. Tanıda hekime en çok yardımcı olan hastanın verdiği anamnezdir. Bunun yanısıra tanıyı güçlendirecek ek testlerin de yapılmasında yarar vardır.
Kiz sırasında baş vuran hastaya ek testlerin hiç bir tanesinin yapılması mümkün değildir. Bu koşulda öncelik hastanın rahatlatılmasıdır. Genelde hastaneye yatırılarak uygulanan yatıştırıcı tedavi ile hastanın baş dönmeleri kontrol altına alındıktan sonra idame tedavisi için gerekli araştırmalar yapılabilir.
İşitme testi yerleşik Meniere hastalığında anlmlı bilgi verebilir. Buna ek olarak videonistagmografi ve VEMP testleri ile daha destekleyici bilgiler eld edilebilir. Elektrokohleografi de senelerdir Meniere Hastalığının tanısında yararlanılan tetkikler arasında yer almaktadır.
Meniere hastalığının tedavisinde ilaç tedavisi öncelikle tercih edilir.
Her ne kadar diyete (tuzu kısıtlaması, kafein ve sigaradan uzak kalmak) sıkı biçimde dikkat edilmesi şimdiye dek öenrilmekte isede son yapılan araştırmalarda tuz kısıtlamasının Meniere tedavisinde yeri olmadığı ve hatta fazla su tüketilmesinin işitme seviyelerini düzelttiği konusunda sonuçlar doğurmuştur.
Diüretikleri kriz dönemlerinde kullanmaktayız.
Vazodilatatör ilaçlardan yaygın biçimde yararlanmaktayız. Betahistin diklorur 24 mg 2×1 sık kullandığımız ilaçtır.
İlaç tedavisine yanıt alınamayan durumlardainvaziv tedavileri tercih etmekteyiz.
Orta kulağa kortizon ve gentamisin enjeksiyonları son yılların poüler tedavileridir.
Endolenfatik keseye yönelik ameliyatlarla Meniere hastalığının kontrolu %70-75 olguda mümkün olmaktadır.
Tüm bu tedavilerin etkin olamadığı durumlarda ise vestibüler siniri keserek % 96 oranında yanıt alınabilmektedir.

HAREKET HASTALIĞI VE DENİZ TUTMASI NEDİR?


Bazı insanlar denge problemlerini baş dönmesi olarak nitelendirirler. Çevrenin dönmediği bu denge bozukluğu bazen iç kulağa bağlı bir problemden dolayı ortaya çıkar. Bazı insanlar ise denge sağlamaktaki zorluklarını vertigo kelimesiyle açıklarlar. Bu kelime Latince “dönmek” fiilinden gelmektedir. Bu hastalar sıklıkla kendilerinin veya çevrenin döndüğünü söylerler. Vertigo çoğunlukla iç kulak probleminden kaynaklanır.
HAREKET HASTALIĞI VE DENİZ TUTMASI NEDİR?
Bazı insanlar uçağa bindiklerinde veya arabada bulantı hissederler, hatta bazen kusarlar. Bu duruma taşıt tutması denilir. Bir çok insan bu rahatsızlığı gemiye bindiği zaman çeker bu yüzden aynı olay olmasına rağmen buna deniz tutması denir. Deniz tutması sadece ufak bir rahatsızlıktır. Bunun dışında herhangi bir tıbbi bozukluğun ifadesi değildir. Ancak bazen yolcular bu rahatsızlıktan dolayı çok kısıtlanabilirler. Çok az bir kısmında da bu rahatsızlık yolculuk bitse dahi birkaç gün daha sürmektedir.
DENGE SİSTEMİNİN ANATOMİSİ
Baş dönmesi (Dizzines, vertigo) ve taşıt tutması denge sistemi ile ilgilidir. Uzay araştırmacıları bu duyguya uzaysal oriantasyon demektedirler. Denge sistemi iç kulaktadır ve beyine vücudun uzay içinde nerede olduğunu, pozisyonunun yönü, hangi yönde hareket ettiği ve dönüyor mu yoksa sakin durumda mı olduğunu bildirir. Denge duygunuz sinir sisteminin aşağıda belirtilen bölümleri arasındaki kompleks ilişkilerle sağlanmaktadır. İç kulak (aynı zamanda labirent adını da almaktadır.) hareketin yönünü yani dönüp dönmediğini, ileri veya geri, bir yandan diğer yana ve yukarı veya aşağıya doğru olduğunu belirler. Gözler vücudun uzay içindeki yerini (baş aşağı vs.) ve hareketin yönünü belirler.
Eklemlerde ve omurgada bulunan basınç reseptörleri vücudun hangi parçasının aşağıda olduğunu ve neresinin yere değdiğini belirler. Kaslardaki ve eklemlerdeki algılama reseptörleri vücudun hangi parçasının hareket ettiğini belirler. Merkezi sinir sistemi (beyin ve omurilik) daha önceki dört sistemden gelen uyarıları işler ve sonuçta koordinasyonu sağlanmış bir algılama ortaya çıkar. Taşıt tutmasının bulguları ve baş dönmesi, merkezi sinir sistemine diğer dört sistemden birbirine zıt mesajlar geldiğinde ortaya çıkmaktadır. Örnek olarak fırtınalı bir günde uçağa bindiğinizi düşünün ve uçağınız hava akımlarından dolayı sallanmaktadır. Fakat gözleriniz bu hareketi algılamamaktadır. Çünkü bütün gördüğünüz uçağın içidir. Bunun sonucunda beyniniz birbiriyle uyuşmayan mesajlar almaktadır. Sizi bundan dolayı uçak tutabilir. Veya bir arabanın arka koltuğunda oturmuş kitap okuduğunuzu düşünün. İç kulağınız ve deri reseptörleriniz yolculuğun hareketini algılayacaktır. Ancak gözleriniz sadece kitabı görecektir. Bu nedenle sizi taşıt tutabilir. Gerçek bir tıbbi örnek vermek gerekirse bir darbeden dolayı yalnızca bir taraftaki iç kulağınızın hasarlandığını düşünün. Hasarlı iç kulak normal iç kulakla aynı mesajları göndermez. Bu beyine dönme eylemiyle ilgili yanlış bilgi verir. Kişi vertigodan veya dönüyormuş hissinden şikayetçi olabilir. Bazen bulantı da görülür.
HANGİ TIBBİ RAHATSIZLIKLAR BAŞ DÖNMESİNE NEDEN OLUR?
Dolaşım: Dolaşım bozuklukları baş dönmesinin en sık nedenleri arasındadır. Eğer beyniniz yeterince kan almazsa başınız dönmeye başlar. Hemen hemen herkes yatarken aniden ayağa kalktığında birkaç defa hissetmiştir, ancak bazı insanlar sık veya kronik nedenlerden ötürü baş dönmesi şikayetlerinde bulunurlar. Bu arterioskleroz (damar sertliği) dan dolayı olur. Bu rahatsızlık çoğunlukla yüksek tansiyon hastalarında, şeker hastalarında ve kan yağları yüksek olanlarda görülür. Bazen de kalp fonksiyonları yetersiz olanlarda veya kansızlık şikayeti olanlarda rastlanır. Bazı ilaçlar özellikle nikotin ve kafein beyne giden kan akımını azaltır. Dietteki çok miktarda tuz da kan akımının azalmasına neden olur. Bazen dolaşımında strese, sinirlenmeye veya gerginliğe bağlı olarak bazı bozukluklar olabilir. Eğer iç, kulak yeterince kan alamazsa daha özel bir baş dönmesi durumu olan vertigo ortaya çıkar. İç kulak kan dolaşımındaki değişikliklere çok hassastır. Bu yüzden beyin için bahsedilen zayıf kan dolaşımı durumlarının hepsi iç kulak için de geçerlidir.
Yaralanma: Kafatasında meydana gelen, iç kulağı da zedeleyen bir kırık sonrasında aşırı,kısıtlayıcı bir vertigoyla birlikte bulantı ve işitme kaybı gelişir. Baş dönmesi birkaç hafta sürer. Bu süre içinde normal taraf yavaş yavaş karşı tarafın fonksiyonlarını üstlenir.
Enfeksiyon: Virüslerden örneğin soğuk algınlığına neden olanlar iç kulağı ve onun beyinle olan sinir bağlantılarını etkileyebilirler. Bu kötü bir vertigoya neden olurken işitme genellikle etkilenmez. Buna rağmen bakteriler sonucunda oluşan enfeksiyonlarda hem denge hemde işitme fonksiyonlarının bozulmasına neden olur. Baş dönmesinin şiddeti ve iyileşme zamanı kırıklarda olduğu gibidir.
Allerji: Bazı insanlar allerjik oldukları besinlerle veya havadaki parçacıklarla karşılaştıklarında baş dönmesi veya vertigo ile karşılaşabilirler.
Nörolojik hastalıklar: Multipl Skleroz, sifiliz, tümör gibi sinir sistemini etkileyen hastalıklar dengenin bozulmasına neden olur. Bunlar nadir nedenler olmasına rağmen doktorunuz muayene sırasında bunları da düşünecektir.
ARAÇ TUTMASINA KARŞI NE YAPABİLİRİM?
Her zaman vücudunuzun hareketinin iç kulağınız ve gözleriniz tarafından aynı şekilde algılanabileceği bir yerde oturun. Örnek olarak arabanın ön tarafında oturup uzak manzaralara bakabilirsiniz veya geminin güvertesi ne çıkıp ufku izleyebilirsiniz yada uçakta cam kenarında oturup dışarıyı seyredebilirsiniz. Uçak yolculukların da hareketin en az olduğu kanat üstüne denk gelen koltukları tercih edin.
  • Eğer araba sizi tutuyorsa kitap okumayın yada zıt yöndeki koltuklara oturmayın.
  • Araç tutması olan bir başka yolcuyla konuşmayın veya onu izlemeyin.
  • Yolculuktan hemen önce yada yolculuk sırasında keskin kokulardan, baharatlı ve yağlı yiyeceklerden uzak durun. Araştırmalar halk arasında yaygın olarak kullanılan formüllerin etkinliğini bilimsel olarak kanıtlayamamıştır.
  • Doktorunuz tarafından tavsiye edilen ilaçlardan birini yolculuğunuzdan önce alın. Bu ilaçlardan bazıları reçetesiz olarak da satın alınabilir. Sakinleştirici veya sinir sistemini etkileyen ilaçlar için doktorunuzun reçetesi gerekir. Bazıları hap veya fitil şeklindedir bazıları ise (scopolamine) kulak arkasına yapıştırılabilen bantlar şeklindedir.
  • Şunu hatırlayın: Baş dönmesi ve araç tutması olaylarının büyük çoğunluğu hafiftir ve kişi bunu kendi kendine tedavi edebilir. Ancak ağır veya giderek daha da ağırlaşan vakalar Kulak Burun Boğaz, denge ve sinir sistemi konusunda uzman bir doktor tarafından takip edilmelidir.
DOKTOR BAŞ DÖNMESİ İÇİN NE YAPAR?
Doktorunuz baş dönmesini tarif etmenizi isteyecektir. Bunun bir göz kararması mı yoksa bir hareket hissi mi olduğunu, ne kadar sürdüğünü, işitme kaybı veya bulantı ve kusma olup olmadığını soracaktır. Hangi durumların baş dönmesi oluşturduğu da sorulabilir. Genel durumunuz, ilaç alıp almadığınız, kafa travması, son zamanlarda geçirilmiş bir enfeksiyon, ve kulağınızla, sinir sisteminizle ilgili birçok soruya cevap vermek durumunda olabilirsiniz. Doktorunuz kulağınızı, burnunuzu ve boğazınızı muayene ettikten sonra sinir sistemiyle ilgili bazı testler yapacaktır. İç kulak hem işitme hem de dengeyle ilgili olduğu için dengedeki bir bozukluk işitmeyi de etkileyecek veya bunun tersi olacaktır. Bu nedenle doktorunuz işitme testi (odiogram) isteyebilir. Bazı durumlarda kafatasınızın röntgenini, tomografisini veya manyetik rezonans ile görüntülenmesini veya iç kulağınızı uyarmak için kullanılan sıcak veya soğuk sudan sonra göz hareketlerinizi izleyecek bir test (elektronistagmografi – ENG) isteyebilir. Bazı durumlarda da kalbinizin değerlendirilmesini veya bazı kan testlerini önerebilir. Her hasta için her test gerekmemektedir. Doktorunuzun kararı hangi testlerin gerekli olduğunu belirleyecektir. Benzer olarak önerilen tedavi de konulan teşhis ile ilişkili olacaktır.
BAŞ DÖNMESİNİ AZALTMAK İÇİN NE YAPABİLİRİM?
  • Ani pozisyon değişikliklerinden kaçının. Örnek olarak yatar durumdan aniden ayağa kalkmayın veya bir taraftan diğerine ani olarak dönmeyin.
  • Aşırı kafa hareketlerinden (özellikle yukarı bakmak) veya hızlı baş hareketlerinden kaçının.
  • Dolaşımı bozacak (nikotin, kafein ve tuz) ürünlerinin kullanımını azaltın.
  • Baş dönmenize neden olan stresden, sinirlilikden uzak durun ve allerjiniz olan maddelere maruz kalmamaya çalışın.
  • Baş dönmeniz olduğunda araba kullanmak tehlikeli alet kullanmak veya merdiven tırmanmak gibi zarar verebilecek aktivitelerden uzak durun.

Orta kulakta sıvı toplanması ve tüp tatbiki



  • Televizyonun sesini çok açıyor
  • İşitmediği için öğretmen onu ön sıraya oturttu
  • İsmini birkaç kez tekrarlatıyor
  • İlgisinin az olması nedeni ile öğretmeni ön sıraya oturttu
  • Kulağında dolgunluk hissettiğini ifade ediyor
  • Kulağında çıtırtı hissinden söz ediyor
  • Son zamanda sık sık kulak ağrısı ifade ediyor
Bu sözler özellikle yavrularımızla ailelerimizden sık işittiğimiz ifadelerdir. Sessiz başlayan, anne ve babanın genellikle geç farkına vardıkları kendisini işitme kaybı , kulaklarda tıkanıklık hissi ve bazen de ağrı ile gösteren rahatsızlık: SEKRETUAR OTİTİS MEDİA.
Burada miringotomi (kulak zarına küçük bir kesi yapılması) ve kulak zarına tüp tatbiki ile ilgili bazı bilgiler vereceğiz. Özellikle hastalığın gelişmesi ile yapılacak operasyon ve operasyon sonrası dikkat edilmesi gereken hususlar üzerinde durulacaktır.
Burada verilen bilgiler hiçbir zaman tam olarak doktorunuzun hastayla ilgili bire bir değerlendirmesinin ve önerilerinin yerini alamaz.
İşitme mekanizması üç kısma ayrılır: dış, orta ve iç kulak bölümleri. Dış kulak, kulak kepçesi ve kısa bir kanal olan dış kulak yolundan oluşur. Bu kısım kulak zarı ile sonlanır. 2. bölüm olan orta kulakta üç adet kemikçik bulunur. Orta kulak boşluğu ile geniz arasında östaki borusu denilen bir tüp mevcuttur. Kulağın 3. kısmı olan iç kulakta ise salyangoz olarak isimlendirilen işitme organı bulunur.
Normalde orta kulak boşluğunda hava bulunur. Bu durum kulak sağlığı ve işitme mekanizmasının düzenli çalışabilmesi için gereklidir. Dış ortam ve orta kulak arasındaki hava basıncı normalde birbirine eşit olmalıdır. Bunu da östaki borusu sağlar.
Üst solunum yolu enfeksiyonları östaki borusunu da etkileyerek tıkanıklığa yol açabilir. Sonuçta orta kulakta negatif bir basınç meydana gelir. Dış ortamdaki hava basıncının nisbi olarak fazla olması nedeni ile kulak zarı orta kulak boşluğuna doğru çekilir. Bu olay orta kulakta dolgunluk hissi ve işitme azlığına, zaman zaman da ağrıya neden olur.
Sonuçta orta kulakta sıvı birikim ile karşılaşılır. Tekrarlayan enfeksiyonlar, östaki borusu ve orta kulak döşemesinde (mukozasında) bazı değişiklikler oluşturur. Normal yapısını kaybeden bu mukozadan koyu kıvamlı bir sıvı salgısı başlar. Bu durum kendisini kulak zarında bazı değişikliklerle gösterir. Orta kulakta yerleşen sıvının oluşturduğu kitle etkisi işitme iletiminin engellenmesine yol açar. Sonuçta hafif-orta derecede bir işitme kaybı ile karşılaşılır. Bunu odyolojik inceleme ile göstermek mümkündür.
 
Orta kulaktaki sıvı salgısı ve birikimi bu aşamada engellenemediği takdirde, kısır bir döngü başlayarak, sorun gelecekte tedavisi zor bir duruma gelebilir. Mastoid kemiği etkisi altına alabilir ve hatta iç kulak bile bu değişikliklerden etkilenebilir. Çocuklardaki östaki borusunun daha kısa ve düz olması, sekretuar otitis medianın bu yaş gurubunda daha sık görülmesinin önemli bir nedenidir.
Medikal (ilaç tedavisi) tedaviye yanıt vermeyen, birkaç aydır devam eden inatçı olgularda, miringotomi adı verilen kulak zarının insizyonu (kesisi) operasyonu uygulanır. Genellikle buna impedansmetrik ve odyolojik incelemeler ve kulak zarının otoskopik ve mikroskopik muayeneleri ile değerlendirilmesi sonucu karar verilir.
Kulak zarında oluşturulan bu açıklığın uzun süre devam edebilmesi için milimetrik boyutlardaki havalandırma (ventilasyon) tüpü takılır. Tüp dış kulak yolu ve orta kulak arasındaki hava değişimini sağlayarak östaki borusunun görevini üstlenir ve aynı zamanda orta kulakta yerleşen sıvıların drenajına yardımcı olur. Tüpün varlığı hasta tarafından hissedilmez ve yerinden oynatılamaz. Tüpler değişik materyallerden yapılmaktadır. En sık kullanılanları polietilen, silikon, teflon ya da metal (titanyum, altın, çelik) malzemeden yapılmışlardır.
Tüp takıldıktan sonra kulaktaki dolgunluk hissi hızla kaybolur. İşitme normal seviyeye ulaşır. Tüpün en az altı ay süresince yerinde kalması istenir. Ancak takılan tüpün cinsi ve özelliklerine göre tüpün kulakta kalış süresi değişkenlik gösterir. Bazı tüpler ortalama 6-8 ay içinde kendiliğinden zar tarafından dış kulak yoluna atılırken, bazılarının hekim tarafından çıkarılması gerekir. Tüpün atılması hasta veya hasta yakınları tarafından farkedilebileceği gibi rutin takiplerde hekim tarafından da gözlenebilir. Hastanın ve hastalığın özelliklerine göre kulak zarına takılacak ventilasyon tüpü çeşidi değişiklikler gösterir. Tekrarlayan veya ilerlemiş hastalıklarda kulak zarında daha uzun süre kalabilen tüpler tercih edilir.
Bazı durumlarda, inatçı olgularda, hastalığın tekrar etmesi ve yeniden tüp takılması söz konusu olabilir. Tekrarlayan uygulamaların sonuç vermemesi halinde ise çok nadiren mastoidektomi adı verilen daha geniş çaplı girişimler gerekebilir.
Tüp tatbikinden sonra 1,5-2 ay ara ile kontrol muayeneleri öneririz. Operasyondan sonraki günlerde tüp takılan kulakta akıntı ve bir miktar kan gelmesi gözlenebilir. Akıntı özellikle mastoid hücrelerin içini dolduran sıvının dışarı çıkması sonucu olabileceği gibi orta kulak mukozasının inatçı salgısından da kaynaklanabilir. Çok nadir olarak tüpün varlığına karşı reaksiyoner olarak gelişen bir sıvı olabilir. Bu durumda yakın takip ve uygun tedavi sorunu çözecektir.
Tüp takılan hastaların işlem uygulandıktan sonra tüp atılana kadar kulağını sudan koruması gerekir. Dış kulak yoluna yerleştirilen silikon tıkaçlarla bu gerçekleştirilebilir. Yüzme sırasında ayrıca bone takılması daha da etkili koruma sağlayabilir.

Biyonik kulak (Kohlear implant) nedir?


Kohlear implant çok ileri derecede işitme kaybı olan veya hiç işitemeyen kişilerde ses duyusunu sağlayan cerrahi olarak iç kulağa yerleştirilen elektronik aygıttır. Biyonik kulak adı ile bilinir. Bir veya her iki kulağa birden implante edilebilir.
Kohlear implant hangi parçalardan oluşur? Nasıl çalışır?
Kohlear implant iki kısımdan oluşur. İç ve dış parçalar. İç parça cilt altına, kulağa yerleştirilir. Alıcı ve magnet parçaları vardır. Ayrıca buna bağlı bir grup ince kabloları (elektrotları) vardır. Dış kısım ise ses işleyicisi, kablo ve mikrofondan oluşur. Ses işlemcisi (sound processor) dışarıdan gelen ses sinyallerini (konuşma, müzik vs.) analiz ederek elektrik akımı formatına dönüştürür. Bu elektrik akımı kablo tarafından iletilerek ciltten radyo dalgaları vasıtası ile geçirilerek cilt altına yerleştirilmiş olan implant’a ulaştırılır. Alıcı implant bu dalgaları elektrotlar vasıtası ile implante edildikleri iç kulak işitme organına taşır. İşitme sinir lifleri bu şekilde uyarılarak ses duyusu sağlanmış olur.
İşitme cihazı ile biyonik kulak arasındaki fark nedir?
Biyonik kulak işitme cihazından çok farklıdır. İşitme cihazı kulağa gelen sesin şiddetini arttırarak tıpkı bir hoparlördeki gibi kulağa verir. Buna karşılık biyonik kulak iç kulakta harap olmuş hücreleri aşarak doğrudan işitme sinirini uyarır. Erişkinler için biyonik kulak işitme duyusunun yeniden oluşmasını sağlayarak ileri derecede işitme kaybı veya işitmesini tamamen kaybetmiş olan kişilere yeniden sosyal iletişimi sağlar. Bunun yanı sıra işitme cihazlarından farklı olarak biyonik kulak ile işitmenin tam sağlanabilmesi için bir iyileştirme sürecine ihtiyaç duyulur.
Biyonik kulak bir deney aracı mıdır?
Biyonik kulak 1970ler den bu yana kullanılmaktadır. Şimdiye dek dünyada yaklaşık 200.000 kişiye biyonik kulak takılmıştır. Yaklaşık 3000 kişide her iki kulağında birden biyonik kulak taşımaktadır. Bunların 1600 ü bebektir. 1984 yılında çocuklar için biyonik kula uygulama yaşı 18 ay olarak belirlenmiştir ve 2002 de bu yaş sınırı 12 aya indirilmiştir.
Biyonik kulaktan kimler yararlanır?
Biyonik kulak işitme cihazından yeterince yarar göremeyen ileri derecede işitme kaybı olan kişilere uygulanır. 3 aydan 100 yaşına kadar tüm yaş gruplarında biyonik kulak takılması planlanabilir. İşitmesini yeni kaybetmiş kişilerde biyonik kulak en büyük katkıyı sağlar. Sağır olarak doğmuş bebeklerde biyonik kulak operasyonları erken planlanmalıdır. Böylelikle bu çocuklar erken dönemde ses uyarısını alarak 2-3 yaşlarında konuşmaya başlarlar. Doğuştan işitme kaybı olan çocuklar arasında 2 yaşından önce biyonik kulak takılanlar daha sonra takılan gruba göre daha başarılı olurlar. 2-4 yaşında biyonik kulak takılan çocukların konuşmaları bira bozuk kalır. 9 yaşından sonra biyonik kulak takılması durumunda çocuğun konuşmayı öğrenme ihtimali nerede ise hiç yoktur. Dolayısıyla işitme kaybı olan çocuğun erken yaşta implantasyonu önemlidir.
Biyonik kulak ile hangi cins işitme kayıpları tedavi edilir?
Biyonik kulak standart işitme cihazlarının yeterli olmadığı iç kulak tipi işitme kayıplarında kullanılır. Normalde ses dalgaları kulağa gelince kulak zarı tarafından algılanır ve orta kulaktaki kemikçikler vasıtası ile iç kulağa yönlendirilir. Ses dalgaları burada salyangozun (işitme organı) içindeki sıvılara yansır ve sıvıların hareketi ile iç kulaktaki duyu hücreleri hareket eder. Duyu hücrelerinin bu hareketi ses dalgasını elektrik sinyaline dönüştürür. Bu elektrik sinyali işitme siniri vasıtası ile beyne yönlendirilir. Birçok olguda iç kulaktaki bu duyu hücrelerinin hayatiyeti işitme kaybından sorumludur. Ancak sıklıkla bu hücrelerden bir kısmı canlı kalabilir. Biyonik kulak doğrudan işitme sinirini uyardığından bu harap kısmı aşarak ses sinyallerini beyne gönderir.
Ciddi işitme kaybı olan her hasta biyonik kulaktan yararlanabilir mi?
Maalesef hastaların tamamı biyonik kulaktan yararlanamaz. Bazı cins işitme kayıpları işitme sinirin hastalanmasından kaynaklanır. İşitme siniri olmayınca biyonik kulağın elektrik sinyallerini beyne gönderebileceği bir yapı kalmaz. Bazı kişilerde iç kulak yapısı şekilsel olarak anomalilidir. Bu kişilerde biyonik kulağın kablolarını yerleştirecek alan bulunamayabilir.
Ameliyattan hemen sonra, uyanınca ne beklemeliyim?
Ameliyattan uyanınca başında kocaman bir kulak sargısı beklenmelidir. Bu bandaj bir miktar sıkı olabilir. Hafif dengesizlik söz konusu olabilir. Boğazda kuruluk ve yanma hissi olabilir (anesteziye bağlı). Ameliyattan hemen sonra implant’dan bir şey duymayı beklemeyin. Birçok kişi biyonik kulak ameliyatını tahminlerinden daha kolay olduğunu söyler.
İmplantımı ne zaman kullanmaya başlayabilirim?
Ameliyattan 3-4 hafta sonra hastaya implantın dış parçası takılır. Odyolog tarafından implant’ın programlanması yapılır. İlk programlama saatler sürebilir. Bu süreçte hasta ve odyolog bir harita biçimine karar verir. Bu harita ile hastanın en iyi işitebildiği ayarlar sağlanır. Takip eden aylarda hastanın odyologa olan ziyaretleri ile elektrotlardaki sinyal seviyeleri daha da geliştirilir. Hastanın en rahat duyabileceği ayarlar yapılır. Başlangıçta duyulan sesler işitme kaybı öncesi hatırlanandan oldukça farklıdır. Öncelikle hastanın çevre seslerine adapte olması sağlanır. Deneme ve tecrübe ile seslere adaptasyon sağlanır.
Biyonik kulak riskleri nelerdir?
Biyonik kulak riskleri yapılan cerrahiye ait risklerdir. Kanama, enfeksiyon, fasiyal sinirin (yüz siniri) zedelenmesi, anestezi sorunları iyileşmenin gecikmesi, dengesizlik bu risklerden sayılabilir. İmplanta ait riskleri ise mekanik veya elektrik arızası, implantın atılması sayılabilir.
Ameliyat sırasında kafatasıma bir delik açılacak mı?
Hayır delik açılmaz ancak implantın yerleştirilmesi için bir yuva oluşturulur. Bu alan daha sonra kafa derisi ile örtülür. Bu bölgede gelişebilecek hafif şişlik kısa sürede düzelir. Ardından kafa derisi altından implantı hissetmek mümkün olur. Ancak dışarı çıkan bir parça veya kablo yoktur.
Ameliyat izi dışarıdan görülür mü?
Yara iyileştikten sonra kesi izini seçmek zorlaşır. İmplantın yarattığı tümsek görülebilir ki bu da saçla örtülebilir.
Teknolojinin gelişmesi ile yeni ameliyatlar gerekebilir mi?
İmplant hayat boyu fonksiyon görecek biçimde tasarlanmıştır. Dışarıya takılan sesi işleyen aygıt teknolojinin ilerlemesi ile değişebilir.
Çocuğum büyüyünce yeni implant takmak gereği doğar mı?
Hayır, doğum sırasında iç kulak tam büyüme seviyesine ulaşmış durumdadır. Kafatası ise 2 yaş itibariyle tam gelişmiş olur. Elektrotlar is çocuğun büyüyeceği hesaplanarak tasarlanmıştır.
Kohlear implant teknolojisinin yenilenmesini beklemeli miyim?
Hayır, implantın ameliyatla yerleştirilen kısmı biyonik kulak evriminde çok aza değişikliğe uğramıştır. Ancak sesi kodlama teknolojileri sürekli gelişim halindedir. İşte bu teknolojileri kullanan kısım implantın dışta kalan kısmıdır.
İmplantın ameliyatla yerleştirilen kısmında pil vat mıdır? Bunun değişmesi gerekir mi?
Hayır, implantın yerleştirilen kısmında pil yoktur. Enerji implantın dışarıda kalan kısmına verilir. Şarj edilebilir piller kullanılır.
Pil ömrü ne kadardır?
Kulak arkasındaki cihazın pilleri günlerce aktivitesini sürdürür. Gürültülü ortamlarda cihaz yoğun çalışır ve pil ömrü kısalır.
Ne tip pil kullanılır?
Kulak arkası cihazlar yüksek enerjili çinko alaşımlı piller kullanır.
Biyonik kulak takıldıktan sonra Manyetik Rezonans incelemesine girebilir miyim?
MR makinalarında oluşan manyetik alan cihazın mıknatısına güç uygular. Son çıkan implantlarda düşük güçlü MR makinalarının olumsuz etkisi görülmez. Yüksek teslalı makinalarla film çekilecek ise küçük bir operasyonla implantın mıknatısı çıkartılabilir.
Normal film çektirebilir miyim?
Evet, Kohlear implant ile normal film ve bilgisayarlı tomografi çekilebilir..
Manyetik alanlardan uzak kalmalı mıyım?
Düşük manyetik güce sahip alanlarda sorun yaşanmaz.
Cep telefonu kullanabilir miyim?
Evet, biyonik kulak takılan birçok kişi cihazları ile cep telefonu kullanmaktadırlar.
Biyonik kulak kullanıcıları yüzebilir mi, duşa girebilir mi? Spor yapabilir mi?
Biyonik kulak kullanıcıları yüzebilir, duşa yapabilir ve birçok sporu yapabilir. Bu sırada dışta kalan cihaz kullanılmamalıdır. Spor sırasında kafa koruyucu kask kullanılmalıdır.
Dibe dalış yapabilir miyim?
Yüzerken dış ısım çıkartılmalıdır. İçeride kalan kısım sudan etkilenmez. Boks gibi sporlar yapılmamalıdır. Bazı implantlar 25 metre derinliği oluşturduğu basınca dayanıklıdır.
Eğer bugün implant operasyonu geçirir isem, iki yıl içinde çok yeni teknolojili implant yapılır ise yeniden ameliyat olmam gerekir mi?
Biyonik kulak teknolojisindeki yeniliklerin büyük kısmı cihazın dışarıda kalan kısmı ile ilgilidir.
15 sene önce ameliyat olmuş olsa idim ve yeni teknolojiden yararlanmak istese idim, yeni ameliyat olmam gerekir mi idi?
İlk çıkan implantlar analog teknoloji kullandıklarından yeni ameliyat gerekebilir idi. Örneğin daha önce tek kanallı cihaz takılmış ise ve çok kanallı cihaz istenirse o takdirde yeni ameliyat gerekir.
Eğer implant kullanmak istemezsem çıkartılabilir mi?
Dışta kalan kısım zaten geceleri çıkartılmaktadır. İçte kalan kısmın çıkartılması için yeni cerrahi gerekir.
Yeni gelişen teknoloji için ameliyat istense bu mümkün müdür?
İmplantın ilk takılması sırasında yaratılan travma sonucu iç kulak-ta bir miktar harabiyet gelişmiş olsa da yeni implant kullanılabilir. Bu şekilde implant değiştirilen kişilerde işitmenin en az ilk implantdaki kadar güzel hatta daha iyi olduğu saptanmıştır.
Çocuğumun yaşı biyonik kulak ameliyatı için küçük değil mi?
Erken yaşta implant takılan çocuklarda işitmenin ve konuşmanın çok daha normale yakın geliştiği görülmüştür. Bu çocuklar konuşmayı daha hızlı öğrenmektedirler.
75 yaşındayım. Kohlear implant için fazla yaşlı değil miyim?
Biyonik kulak uygulamasında yaş sınırı yoktur. Eğer iyileştirme programlarına katılma konusunda istekli iseniz biyonik kulak ameliyatı her yaşta yapılır.
Her iki kulağımla da işitmiyorum. Tek mi yoksa çift mi implant taktırmalıyım?
Şimdiye dek büyük çoğunluğa tek implant takılmıştır. İlki taraflı implantın sesin yönünü tayin etmek, gürültülü ortamlarda daha iyi anlamak gibi avantajları vardır. İki taraflı implant takılan çocuklar okulda derslere daha iyi konsantre olmaktadırlar.
İmplantım hava alanlarında alış veriş merkezlerindeki tarayıcılardan etkilenir mi?
İmplantınız bu tip ortamlarda etkilenmez. Ancak cihazınız bu ortamlarda sinyal vereceğinden bu durumlarda özel bir belge taşımanızda yarar olacaktır.
  
İmplantasyon sonrası cihazın ilk kez uygulanması – Fitting

Birden işitmeniz mi kayboldu?


Ani işitme Kaybı Nedir?
Ani işitme kaybı birden bire ortaya çıkan tek veya iki taraflı işitme azlığı durumudur.
Niye olur?
Ani işitme kaybının gelişiminde en önemli neden olarak virüsler gösterilmektedir. Özellikle uçuk virüsü olarak da bilinen herpes simpleks virüsü oluşturduğu enfeksiyonla iç kulakta duyma hücrelerinin zarar görmesine neden olmaktadır.
Nasıl ortaya çıkar?
Ani işitme kaybı bazen hasta tarafından farkedilen tek ya da iki taraflı işitmede azlık olarak ortaya çıkabileceği gibi başlangıçta işitme kaybının farkında olunmayabilir. Çoğu zaman hastalar yeni başlayan bir çınlama ya da uğultu sesinden rahatsız olurlar ve işitme azlığının farkına varmazlar. Bazen de kulakta bir dolgunluk ya da tıkanıklık hissi olur.
Ne yapmak gerekir?
Yeni başlayan kulakta tıkanıklık, işitme azlığı, uğultu veya çınlama gibi durumlarda zaman geçirmeden kulak-burun-boğaz uzmanına başvurulmalıdır. Ani işitme kayıplarının tedavisinde en önemli nokta teşhisin erken konularak tedavinin erken başlanabilmesidir. Erken tedaviyle işitme kaybının geri dönme olasılığı artmaktadır.
Kesin teşhis nasıl konur?
Ani işitme kaybının kesin teşhisi işitme testi (odyolojik inceleme) yapılarak konur. Ayrıca tedaviye yanıtın ve iyileşmenin takibinde de odyolojik testlerden faydalanılır.
Ani işitme kaybının tedavisi nasıldır?
Ani işitme kaybının tedavisi ilaç tedavisidir. En etkili ilaç halk arasında kortizon olarak bilinen kortikosteroidlerdir. Kortikosteroidler ani işitme kaybında düşük dozlarda ve kısa süreli olarak uygulanmakta ve vücuda önemli bir zarar vermemektedir. Ayrıca ani işitme kaybının ilk üç günde tesbiti halinde virüslere karşı etkili olan antiviral ilaçlar da tedaviye eklenir. Ancak ilk üç günden sonra etkili olmadıkları için verilmezler. İlaç tedavisi başladıktan sonra odyolojik test takiplerinde yeterli iyileşme görülmezse kulak zarından orta kulağa kortikosteroid enjeksiyonu veya hiperbarik oksijen tedavisi gibi tedavi opsiyonları da değerlendirilir. İlaç tedavisinin etkili olabilmesi için en kısa sürede hastalığın teşhisi ve tedavinin başlaması önemlidir.
Ani işitme kaybı diyabet ve hipertansiyon hastalarında da görülebilmektedir. Bu hastalıkları olanlarda kortikosteroidler şeker ve tansiyon değerlerini yükselttiğinden yatarak kontrol altında bir tedavi uygulamak gerekir.
Ani işitme kaybının gelişiminin üzerinden bir ay geçtikten sonra tedavi verilmesi fayda sağlamayacağından ilaç tedavisi uygulanmaz.
Özet olarak ani işitme kaybı kulak-burun-boğaz hekimliği uygulamasında bir tıbbi acil olarak değerlendirilmektedir. Yeni başlayan uğultu, çınlama, kulakta tıkanıklık, dolgunluk gibi durumların varlığında hastalarımızın vakit geçirmeden kulak-burun-boğaz hekiminin yardımına başvurmaları ve gerekli tetkik ve tedavilerinin başlatılması kulak sağlığı için son derece önemlidir.

KBB ve Yaz Hastalıkları


Yaz aylarında Kulak-Burun-Boğaz bölgesinde görülen hastalıklar diğer aylara göre biraz daha farklılık göstermektedir. Bu bölgenin yazın görülen hastalıkları zamanında ve uygun bir şekilde tedavi edilmezse tatilde hiç beklenmedik şekilde sıkıntılarla karşılaşılıp tatilin sorunlu geçmesine neden olmaktadır.
Yaz ve Kulak Hastalıkları:
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte bazı kulak hastalıklarında artış görülmektedir. Yazın en sık görülen kulak hastalıkları dış kulak yolu iltihabı ve mantar enfeksiyonu’dur.
Dış kulak yolunun yapısına bir göz atacak olursak;
Bir kısmı kıkırdak ve bir kısmı kemikten oluşan üzeri deri ile örtülü hafif S şeklinde yaklaşık 3cm uzunluğunda bir borudur. Dış kulak yolunu örten deri vücudun dış yüzünü örten derinin devamıdır. Normalde dış kulak yolu iyi korunaklıdır ve kendi kendini temizleme özelliği vardır. Burada cilt altında kulak kiri dediğimiz serumeni oluşturan bezler ve kıl kökü bezleri bulunur. Dış kulak yolu salgılarından dolayı hafif asidiktir. Bu salgı dış kulak yolunu kaplayarak mikropların yerleşmesini engeller ve enfeksiyonların gelişmemesi açısından bir bariyer oluşturur. Kulak kiri, dış ortamdan gelen toz ve benzeri yabancı cisimleri zamk gibi tutarak daha içeri gitmesini önler.. Ancak dış kulak yolundaki asiditeyi değiştiren faktörler (banyo, deniz veya havuz sonrası kulağın ıslak kalması, pamuklu çubukla kurcalama sonrası kulak kirinin temizlenip koruyucu bariyerin ortadan kaldırılması, yine temizleme veya kaşıma amaçlı dış kulak yoluna sokulan yabancı cisimlerin yaptığı travmaya bağlı deride zedelenme, kulak kirinin itilip birikmesi ve suyla şişmesi sonucu mikropların yerleşimi için zemin oluşturması vb.) patojen bakterilerin ve mantarların üremesine ve dış kulak yolu iltihabına yol açar.
Hjyen şartları iyi olmayan havuz ve denizlerde yüzenlerde dış kulak yolu enfeksiyonlarına, özellikle de mantara yakalanma riski artmaktadır.
İşitme cihazı kullananlar da özellikle yaz aylarında daha çok dış kulak yolu enfeksiyonları sık görülme eğilimindedir. Kulak içi cihazlarda cihazın kendisi, kulak arkası olanlarda kulak kalıbı dış kulak yolunu tıkayarak dış kulak yolunun kendini temizleme mekanizmasını bozmakta, yazın özellikle terleme ile kulak yolu asiditesinin bozulması bu enfeksiyona zemin hazırlamaktadır. Bu nedenle cihazı aralıklı kullanmakta ve sık sık temizlemekte yarar vardır.
Şeker hastalarında dış kulak yolunda mantar üreme riski ve dış kulak yolu iltihabı daha fazladır. Bu nedenle kulağı pamuklu çubuk, kibrit çöpü vb. ile tahriş edr biçimde temizlemek mantara bağlı dış kulak yolu iltihabına zemin hazırlayabilir.
Dış kulak yolu iltihabı geliştiğinde hastanın en temel şikayeti şiddetli kulak ağrısıdır. Kulağa dokunmakla, kulak memesini aşağı doğru çekmekle, yemek yeme sırasında çene hareketleriyle ağrı artar. Bunun yanı sıra dış kulak yolunun şişmesine bağlı kulakta tıkanma, enfeksiyon şiddetine göre akıntı, bazen şiddetli enfeksiyonlarda kulak kepçesinde kızarıklık ve şişme görülebilmektedir. Bu durumdaki bir hasta mutlaka Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Uzman tarafından dış kulak yolunun dikkatlice temizlenmesi, günlük pansumanlar veya damlalarla şişliğin indirilip ek olarak antibiyotik verilerek enfeksiyonun geriletilmesi ve sonrasında kulağın kuru tutulması şeklinde bir tedavi planı uygulanmalıdır.
Mantar enfeksiyonun ilk bulguları ise kulakta siyah, gri, mavimsi-yeşil, sarı veya beyaz renkte akıntı ve tıkanıklık ile şiddetli kaşıntıdır. Tedavisi ise yine bir Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından dış kulak yolunun dikkatlice temizlenmesi, günlük pansumanlar veya mantara karşı damlalarla enfeksiyonun önüne geçilmesi şeklindedir. Önemli olan mantar enfeksiyonun tekrarlamaması için hijyen kurallarına uyularak kulağın nemli tutulmaması ve kaşıntının engellenmesidir.
Sonuç olarak:
Dış kulak yolundaki böyle bir enfeksiyondan korunmak için banyo, deniz veya havuz sonrası kulağı pamuklu çubukla çok derinlere sokup tahriş ederek temizlemek yerine başınızı o kulağınız altta kalacak şekilde yana yatırıp küçük bir pamuk parçasını dış kulak yolunuza sokarak temizleyebilir, hafifçe çalkalama hareketi yaparak içeri kaçan suyun dışarı çıkmasını sağlayabilirsiniz. Hjyen şartlarından emin olmadığınız deniz ve havuzlara asla girmeyiniz eğer şüpheniz varsa kulaklarınızı özel tıkaçlarla kapayıp veya mümkün olduğunca başı suya sokmadan denize ve havuza girebilirsiniz.
Dikkat edilmesi gereken diğer durumlar;
Yazın sık karşılaşılan KBB sorunlarından biriside burun kanamalarıdır. Burun bol damarlı ve travmaya açık bir yapıdır. Şiddetli sümkürme, burnu kurcalama ve ufak bir darbe ile bile burun kolayca kanayabilir. Özellikle kuru hava, allerjik ortam ve sıcak hava kanama riskini daha çok arttırmaktadır. Bu nedenle özellikle burun kanamasına yatkın olan küçük çocuklar, kan sulandırıcı ilaç kullanan kalp ve tansiyon hastaları güneşin etkili olduğu günün en sıcak saatlerinde mümkün olduğunca güneşe çıkmamalı güneşten koruyucu önlemleri alarak serin bir ortamda bol sıvı tüketilmeye çalışmalıdır.
Burun kanaması olduğunda ilk yapılması gereken telaşa kapılmamaktır, çünkü bu durum kanamanın artmasına yol açar. Böyle bir durumda hemen burun içerisine bol soğuk su çekilerek hiç pıhtı kalmayacak şekilde yıkanmalı ve dik oturulup baş hafif öne eğilerek burun kanatlarına her iki taraftan 4-5 dk. parmaklarla baskı uygulanmalıdır. Bu esnada özellikle erişkin hastalarda mutlaka tansiyona bakılmalı ve eğer yüksekse ilaçlarla düşürülmeye çalışılmalıdır. Daha sonra KBB uzmanına başvurarak nedenlerin saptanması ve tedavisi yoluna gidilmelidir.
Halk arasında bilinenin aksine yaz aylarında kış, sonbahar ve ilkbahardaki kadar sık olmamakla birlikte farenjit, larenjit ve sinüzit gibi üst solunum yolu enfeksiyonları görülebilmektedir. Burada özellikle klimaların enfeksiyon ajanlarını yayması ve soğuk-buzlu yiyecek içeceklerin sık tüketilmesi sonucu bazı enfeksiyon ajanlarının soğukta aktif duruma geçmesi sorumlu tutulmaktadır. Bu tür enfeksiyonlar KBB uzmanı tarafından değerlendirilmeli ve uygun bir şekilde tedavi edilmelidir.

Kulak Çınlamasının Nedenleri


Bazı zamanlar kulağımda zil sesi duyuyorum bu normal midir? Tamamiyle değil. Kafa içinde ki bu seslere genel olarak tinnitus denilir ve çok yaygındır. Tinnitus zaman zaman ortaya çıkabilir veya siz sürekli olarak bir ses duyabilirsiniz. Çok kalın veya çok ince olabilir, tek kulağınızda veya her iki kulağınızda da duyabilirsiniz. Zil sesi sürekli olduğunda bu kişiyi çok rahatsız edebilir. Hatta bu rahatsızlık kişilerin normal hayatlarını etkiliyecek boyuta kadar çıkabilir.
BAŞKA İNSANLAR KULAĞIMIN İÇİNDEKİ BU SESLERİ DUYABİLİR Mİ?
Bu genellikle olmaz ancak bazı durumlarda dinleyen kişi bir çeşit ses duyabilir. Bu tip tinnituslara objektif tinnitus denilir. Çoğunlukla ya bir damar anormalliğinden dolayı veya kasların kasılması sonucu orta kulakta meydana gelen seslerden ötürü gelişir.
TİNNİTUS (ÇINLAMA) KONUSUNDA EN SIK RASTLANAN SORULAR
Tinnitusun Nedeni Nedir?
Sesin sadece hasta tarafından duyulduğu subjektif tinnitusun birçok olası nedeni vardır. Bazı nedenler kötü değildir (örnek olarak küçük bir kulak kiri geçici bir süre tinnitus yapabilir.) Bunun yanında enfeksiyon, kulak zarında delinme, orta kulakta sıvı birikmesi ve orta kulakta ki kemiklerin eklem yerlerinin sertleşmesi gibi daha önemli nedenler de olabilir. Tinnitus baş ve boyun bölgesindeki damar genişlemeleri (anevrizma) veya denge ve işitmeyi sağlayan sinirden kaynaklanan bir tümörden (akustik nörinom) dolayı da olabilir. Bu problemlerde işitme kaybı da vardır. Allerji, yüksek veya düşük tansiyon, tümör, şeker hastalığı, tiroid problernleri, baş ve boyun bölgesine gelen darbeler ve birçok diğer nedenler: bazı romatizma ilaçlan, bazı antibiotikler, sakinleştirici ilaçlar ve aspirin tinnitusa neden olabilir. Her durum için tedavi çok farklıdır. Bu nedenle konusunda uzmanlaşmış bir doktora kontrol olmak ve kulak çınlamasının gerçek nedenini bulmak çok önemlidir.
Tinnitus çoğunlukla işitme sinirlerinin mikroskopla görülebilecek kadar küçük olan uçlarında meydana gelen hasarlardan ötürü gelişir. Bu sinir uçlarının sağlıklılığı doğru ve kesin duymayı sağlar ve bunlarda meydana gelecek bir hasar işitme kaybı ve tinnitusa yol açar. İlerlemiş yaşla birlikte sinir uçlarında bazı değişiklikler meydana gelir bu da beraberinde tinnitusu getirir. Günümüz dünyasında yüksek ses tinnitusun muhtemelen en sık rastlanan nedenidir ve işitme kaybına da yol açar. Ne yazık ki birçok insan endüstriel gürültünün, yangın alarmlarının, yüksek sesle müzik dinlemenin ve diğer gürültülerin ne kadar zararlı olduğundan ya habersiz yada bunu umursamamaktadır. Stereo kulaklıklarla yüksek müzik dinlemek riski daha da fazlalaştırmaktadır.
Tinnitusun Tedavisi Nedir?
Vakaların çoğunda özel bir tedavi yoktur. Eğer doktorunuz gerçek nedeni bulursa bunu ortadan kaldırmaya yönelik tedavi sonucunda kulağınızdaki çınlamalar da ortadan kalkar. Bunun için bazı röntgen filmleri ve denge testlerine ihtiyaç duyulabilir. Bunlara rağmen tinnitusun nedeni çoğu zaman bulunamaz. Neden ortaya konulmamış olmasına rağmen bazı durumlarda ilaçlar yardımcı olmaktadır. Kullanılan birçok ilaç vardır. Genellikle hastaya ilaç alması önerilir ve sonuç alınıp alınmadığı sorulur.
Eğer Bir Neden Ortaya Konulamazsa Tinnitusun Azalması İçin Birşey Yapılabilir mi?
Evet. Aşağıda yapmanız ve yapmamanız önerilen şeyler tinnitusunuzun azalmasına yardımcı olacaktır. Herşeyden önce işitme sisteminin vücudun en hassas ve kırılgan sistemi olduğu hatırlanmalıdır. Bu nedenle aşağıdakileri yapmanız önerilmektedir.
  1. Yüksek sesli müziğe maruz kalmaktan korunun
  2. Kan basıncını sürekli kontrol ettiriniz. Kontrol altında olması için doktorunuza başvurun.
  3. Tuz alımını kısıtlayın (fazla tuz dolaşım sisteminizi bozacaktır.) Tuzlu yiyeceklerden uzak durun ve yemeğinize tuz eklemeyin.
  4. Sinir sistemine uyarıcı etkisi olan kahve, kola ve sigaradan uzak durun.
  5. Günlük egzersizler kan akımınızı düzenler.
  6. Yeterince dinlenin ve çok yorulmaktan sakının.
  7. Sesten endişelenmeyin. Kulak çınlamanız sizin sağır olmanıza ve aklınızı kaybetmenize neden olmaz. Bu sesleri rahatsız edici ama önemsiz bir gerçek olarak kabul edin ve olabildiğince yok saymayı öğrenin. Bu çeşit kontrol ya kişinin kendini tembihlemesiyle yada maskeleme yöntemiyle başarılabilir.
  8. Sinirliliğinizi ve gerginliğinizi en aza indirin.
KİŞİNİN KENDİNİ TEMBİH ETMESİ NE DEMEKTİR? BU GEÇERLİ MİDİR?
Tembihleme, konsantrasyon ve gevşeme egzersizleri sonucunda kan basıncını ve kas gruplarını sistemli olarak kontrol etmeyi sağlar.
MASKELEME NEDİR? TİNNİTUS MASKELEMESİ NEDİR?
Tinnitus özellikle çevre sessiz olduğu zaman, gece yatarken, daha rahatsız edicidir Tinnitusla yarışacak bir ses bir saatin tıklaması veya bir radyo, rahatsızlığı azaltacaktır. Bazı doktorlar alçak seşle FM kanallarını dinlemeyi önermektedir: Birçok hasta iki istasyon arasında ayarlanmamış radyonun çıkardığı sesi alçak sesle dinlemekten fayda bulduklarını ifade etmiştir. Böylesine statik bir ses çok rahatlatıcı olabilir. Bu ses beyaz ses olarak bilinmektedir. Bazı hastalar rahatlatıcı ses üreten elektronik aletler kullanmaktadır. Tinnitus maskeleyici işitme cihazını içine yapılan veya ona eklenen küçük bir eloktronik parçadır. Sürekli ama rahatsız etmeyecek bir ses üreterek kişinin kulak çınlamasını unutmasını sağlar.
İŞİTME CİHAZLARI ÇINLAMANIN AZALMASINI SAĞLAR MI?
İşitme bozukluğu kişilerin bazılarında çınlamanın kullandıkları cihazlar tarafından azaltıldığı veya yok edildiği söylenmektedir. Ancak işitme cihazı sadece tinnitusu önlemek için kullanılacaksa özenli bir çalışma yapılmalıdır. Genellikle işitme cihazı çıkartılınca çınlama ilk durumuna geri döner.
SONUÇ
Kulak çınlamanız için herhangi bir tedaviye başlamadan muhakkak bir Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından dikkatli bir muayeneden geçmelisiniz.