9 Kasım 2014 Pazar

Biyonik kulak (Kohlear implant) nedir?


Kohlear implant çok ileri derecede işitme kaybı olan veya hiç işitemeyen kişilerde ses duyusunu sağlayan cerrahi olarak iç kulağa yerleştirilen elektronik aygıttır. Biyonik kulak adı ile bilinir. Bir veya her iki kulağa birden implante edilebilir.
Kohlear implant hangi parçalardan oluşur? Nasıl çalışır?
Kohlear implant iki kısımdan oluşur. İç ve dış parçalar. İç parça cilt altına, kulağa yerleştirilir. Alıcı ve magnet parçaları vardır. Ayrıca buna bağlı bir grup ince kabloları (elektrotları) vardır. Dış kısım ise ses işleyicisi, kablo ve mikrofondan oluşur. Ses işlemcisi (sound processor) dışarıdan gelen ses sinyallerini (konuşma, müzik vs.) analiz ederek elektrik akımı formatına dönüştürür. Bu elektrik akımı kablo tarafından iletilerek ciltten radyo dalgaları vasıtası ile geçirilerek cilt altına yerleştirilmiş olan implant’a ulaştırılır. Alıcı implant bu dalgaları elektrotlar vasıtası ile implante edildikleri iç kulak işitme organına taşır. İşitme sinir lifleri bu şekilde uyarılarak ses duyusu sağlanmış olur.
İşitme cihazı ile biyonik kulak arasındaki fark nedir?
Biyonik kulak işitme cihazından çok farklıdır. İşitme cihazı kulağa gelen sesin şiddetini arttırarak tıpkı bir hoparlördeki gibi kulağa verir. Buna karşılık biyonik kulak iç kulakta harap olmuş hücreleri aşarak doğrudan işitme sinirini uyarır. Erişkinler için biyonik kulak işitme duyusunun yeniden oluşmasını sağlayarak ileri derecede işitme kaybı veya işitmesini tamamen kaybetmiş olan kişilere yeniden sosyal iletişimi sağlar. Bunun yanı sıra işitme cihazlarından farklı olarak biyonik kulak ile işitmenin tam sağlanabilmesi için bir iyileştirme sürecine ihtiyaç duyulur.
Biyonik kulak bir deney aracı mıdır?
Biyonik kulak 1970ler den bu yana kullanılmaktadır. Şimdiye dek dünyada yaklaşık 200.000 kişiye biyonik kulak takılmıştır. Yaklaşık 3000 kişide her iki kulağında birden biyonik kulak taşımaktadır. Bunların 1600 ü bebektir. 1984 yılında çocuklar için biyonik kula uygulama yaşı 18 ay olarak belirlenmiştir ve 2002 de bu yaş sınırı 12 aya indirilmiştir.
Biyonik kulaktan kimler yararlanır?
Biyonik kulak işitme cihazından yeterince yarar göremeyen ileri derecede işitme kaybı olan kişilere uygulanır. 3 aydan 100 yaşına kadar tüm yaş gruplarında biyonik kulak takılması planlanabilir. İşitmesini yeni kaybetmiş kişilerde biyonik kulak en büyük katkıyı sağlar. Sağır olarak doğmuş bebeklerde biyonik kulak operasyonları erken planlanmalıdır. Böylelikle bu çocuklar erken dönemde ses uyarısını alarak 2-3 yaşlarında konuşmaya başlarlar. Doğuştan işitme kaybı olan çocuklar arasında 2 yaşından önce biyonik kulak takılanlar daha sonra takılan gruba göre daha başarılı olurlar. 2-4 yaşında biyonik kulak takılan çocukların konuşmaları bira bozuk kalır. 9 yaşından sonra biyonik kulak takılması durumunda çocuğun konuşmayı öğrenme ihtimali nerede ise hiç yoktur. Dolayısıyla işitme kaybı olan çocuğun erken yaşta implantasyonu önemlidir.
Biyonik kulak ile hangi cins işitme kayıpları tedavi edilir?
Biyonik kulak standart işitme cihazlarının yeterli olmadığı iç kulak tipi işitme kayıplarında kullanılır. Normalde ses dalgaları kulağa gelince kulak zarı tarafından algılanır ve orta kulaktaki kemikçikler vasıtası ile iç kulağa yönlendirilir. Ses dalgaları burada salyangozun (işitme organı) içindeki sıvılara yansır ve sıvıların hareketi ile iç kulaktaki duyu hücreleri hareket eder. Duyu hücrelerinin bu hareketi ses dalgasını elektrik sinyaline dönüştürür. Bu elektrik sinyali işitme siniri vasıtası ile beyne yönlendirilir. Birçok olguda iç kulaktaki bu duyu hücrelerinin hayatiyeti işitme kaybından sorumludur. Ancak sıklıkla bu hücrelerden bir kısmı canlı kalabilir. Biyonik kulak doğrudan işitme sinirini uyardığından bu harap kısmı aşarak ses sinyallerini beyne gönderir.
Ciddi işitme kaybı olan her hasta biyonik kulaktan yararlanabilir mi?
Maalesef hastaların tamamı biyonik kulaktan yararlanamaz. Bazı cins işitme kayıpları işitme sinirin hastalanmasından kaynaklanır. İşitme siniri olmayınca biyonik kulağın elektrik sinyallerini beyne gönderebileceği bir yapı kalmaz. Bazı kişilerde iç kulak yapısı şekilsel olarak anomalilidir. Bu kişilerde biyonik kulağın kablolarını yerleştirecek alan bulunamayabilir.
Ameliyattan hemen sonra, uyanınca ne beklemeliyim?
Ameliyattan uyanınca başında kocaman bir kulak sargısı beklenmelidir. Bu bandaj bir miktar sıkı olabilir. Hafif dengesizlik söz konusu olabilir. Boğazda kuruluk ve yanma hissi olabilir (anesteziye bağlı). Ameliyattan hemen sonra implant’dan bir şey duymayı beklemeyin. Birçok kişi biyonik kulak ameliyatını tahminlerinden daha kolay olduğunu söyler.
İmplantımı ne zaman kullanmaya başlayabilirim?
Ameliyattan 3-4 hafta sonra hastaya implantın dış parçası takılır. Odyolog tarafından implant’ın programlanması yapılır. İlk programlama saatler sürebilir. Bu süreçte hasta ve odyolog bir harita biçimine karar verir. Bu harita ile hastanın en iyi işitebildiği ayarlar sağlanır. Takip eden aylarda hastanın odyologa olan ziyaretleri ile elektrotlardaki sinyal seviyeleri daha da geliştirilir. Hastanın en rahat duyabileceği ayarlar yapılır. Başlangıçta duyulan sesler işitme kaybı öncesi hatırlanandan oldukça farklıdır. Öncelikle hastanın çevre seslerine adapte olması sağlanır. Deneme ve tecrübe ile seslere adaptasyon sağlanır.
Biyonik kulak riskleri nelerdir?
Biyonik kulak riskleri yapılan cerrahiye ait risklerdir. Kanama, enfeksiyon, fasiyal sinirin (yüz siniri) zedelenmesi, anestezi sorunları iyileşmenin gecikmesi, dengesizlik bu risklerden sayılabilir. İmplanta ait riskleri ise mekanik veya elektrik arızası, implantın atılması sayılabilir.
Ameliyat sırasında kafatasıma bir delik açılacak mı?
Hayır delik açılmaz ancak implantın yerleştirilmesi için bir yuva oluşturulur. Bu alan daha sonra kafa derisi ile örtülür. Bu bölgede gelişebilecek hafif şişlik kısa sürede düzelir. Ardından kafa derisi altından implantı hissetmek mümkün olur. Ancak dışarı çıkan bir parça veya kablo yoktur.
Ameliyat izi dışarıdan görülür mü?
Yara iyileştikten sonra kesi izini seçmek zorlaşır. İmplantın yarattığı tümsek görülebilir ki bu da saçla örtülebilir.
Teknolojinin gelişmesi ile yeni ameliyatlar gerekebilir mi?
İmplant hayat boyu fonksiyon görecek biçimde tasarlanmıştır. Dışarıya takılan sesi işleyen aygıt teknolojinin ilerlemesi ile değişebilir.
Çocuğum büyüyünce yeni implant takmak gereği doğar mı?
Hayır, doğum sırasında iç kulak tam büyüme seviyesine ulaşmış durumdadır. Kafatası ise 2 yaş itibariyle tam gelişmiş olur. Elektrotlar is çocuğun büyüyeceği hesaplanarak tasarlanmıştır.
Kohlear implant teknolojisinin yenilenmesini beklemeli miyim?
Hayır, implantın ameliyatla yerleştirilen kısmı biyonik kulak evriminde çok aza değişikliğe uğramıştır. Ancak sesi kodlama teknolojileri sürekli gelişim halindedir. İşte bu teknolojileri kullanan kısım implantın dışta kalan kısmıdır.
İmplantın ameliyatla yerleştirilen kısmında pil vat mıdır? Bunun değişmesi gerekir mi?
Hayır, implantın yerleştirilen kısmında pil yoktur. Enerji implantın dışarıda kalan kısmına verilir. Şarj edilebilir piller kullanılır.
Pil ömrü ne kadardır?
Kulak arkasındaki cihazın pilleri günlerce aktivitesini sürdürür. Gürültülü ortamlarda cihaz yoğun çalışır ve pil ömrü kısalır.
Ne tip pil kullanılır?
Kulak arkası cihazlar yüksek enerjili çinko alaşımlı piller kullanır.
Biyonik kulak takıldıktan sonra Manyetik Rezonans incelemesine girebilir miyim?
MR makinalarında oluşan manyetik alan cihazın mıknatısına güç uygular. Son çıkan implantlarda düşük güçlü MR makinalarının olumsuz etkisi görülmez. Yüksek teslalı makinalarla film çekilecek ise küçük bir operasyonla implantın mıknatısı çıkartılabilir.
Normal film çektirebilir miyim?
Evet, Kohlear implant ile normal film ve bilgisayarlı tomografi çekilebilir..
Manyetik alanlardan uzak kalmalı mıyım?
Düşük manyetik güce sahip alanlarda sorun yaşanmaz.
Cep telefonu kullanabilir miyim?
Evet, biyonik kulak takılan birçok kişi cihazları ile cep telefonu kullanmaktadırlar.
Biyonik kulak kullanıcıları yüzebilir mi, duşa girebilir mi? Spor yapabilir mi?
Biyonik kulak kullanıcıları yüzebilir, duşa yapabilir ve birçok sporu yapabilir. Bu sırada dışta kalan cihaz kullanılmamalıdır. Spor sırasında kafa koruyucu kask kullanılmalıdır.
Dibe dalış yapabilir miyim?
Yüzerken dış ısım çıkartılmalıdır. İçeride kalan kısım sudan etkilenmez. Boks gibi sporlar yapılmamalıdır. Bazı implantlar 25 metre derinliği oluşturduğu basınca dayanıklıdır.
Eğer bugün implant operasyonu geçirir isem, iki yıl içinde çok yeni teknolojili implant yapılır ise yeniden ameliyat olmam gerekir mi?
Biyonik kulak teknolojisindeki yeniliklerin büyük kısmı cihazın dışarıda kalan kısmı ile ilgilidir.
15 sene önce ameliyat olmuş olsa idim ve yeni teknolojiden yararlanmak istese idim, yeni ameliyat olmam gerekir mi idi?
İlk çıkan implantlar analog teknoloji kullandıklarından yeni ameliyat gerekebilir idi. Örneğin daha önce tek kanallı cihaz takılmış ise ve çok kanallı cihaz istenirse o takdirde yeni ameliyat gerekir.
Eğer implant kullanmak istemezsem çıkartılabilir mi?
Dışta kalan kısım zaten geceleri çıkartılmaktadır. İçte kalan kısmın çıkartılması için yeni cerrahi gerekir.
Yeni gelişen teknoloji için ameliyat istense bu mümkün müdür?
İmplantın ilk takılması sırasında yaratılan travma sonucu iç kulak-ta bir miktar harabiyet gelişmiş olsa da yeni implant kullanılabilir. Bu şekilde implant değiştirilen kişilerde işitmenin en az ilk implantdaki kadar güzel hatta daha iyi olduğu saptanmıştır.
Çocuğumun yaşı biyonik kulak ameliyatı için küçük değil mi?
Erken yaşta implant takılan çocuklarda işitmenin ve konuşmanın çok daha normale yakın geliştiği görülmüştür. Bu çocuklar konuşmayı daha hızlı öğrenmektedirler.
75 yaşındayım. Kohlear implant için fazla yaşlı değil miyim?
Biyonik kulak uygulamasında yaş sınırı yoktur. Eğer iyileştirme programlarına katılma konusunda istekli iseniz biyonik kulak ameliyatı her yaşta yapılır.
Her iki kulağımla da işitmiyorum. Tek mi yoksa çift mi implant taktırmalıyım?
Şimdiye dek büyük çoğunluğa tek implant takılmıştır. İlki taraflı implantın sesin yönünü tayin etmek, gürültülü ortamlarda daha iyi anlamak gibi avantajları vardır. İki taraflı implant takılan çocuklar okulda derslere daha iyi konsantre olmaktadırlar.
İmplantım hava alanlarında alış veriş merkezlerindeki tarayıcılardan etkilenir mi?
İmplantınız bu tip ortamlarda etkilenmez. Ancak cihazınız bu ortamlarda sinyal vereceğinden bu durumlarda özel bir belge taşımanızda yarar olacaktır.
  
İmplantasyon sonrası cihazın ilk kez uygulanması – Fitting

Birden işitmeniz mi kayboldu?


Ani işitme Kaybı Nedir?
Ani işitme kaybı birden bire ortaya çıkan tek veya iki taraflı işitme azlığı durumudur.
Niye olur?
Ani işitme kaybının gelişiminde en önemli neden olarak virüsler gösterilmektedir. Özellikle uçuk virüsü olarak da bilinen herpes simpleks virüsü oluşturduğu enfeksiyonla iç kulakta duyma hücrelerinin zarar görmesine neden olmaktadır.
Nasıl ortaya çıkar?
Ani işitme kaybı bazen hasta tarafından farkedilen tek ya da iki taraflı işitmede azlık olarak ortaya çıkabileceği gibi başlangıçta işitme kaybının farkında olunmayabilir. Çoğu zaman hastalar yeni başlayan bir çınlama ya da uğultu sesinden rahatsız olurlar ve işitme azlığının farkına varmazlar. Bazen de kulakta bir dolgunluk ya da tıkanıklık hissi olur.
Ne yapmak gerekir?
Yeni başlayan kulakta tıkanıklık, işitme azlığı, uğultu veya çınlama gibi durumlarda zaman geçirmeden kulak-burun-boğaz uzmanına başvurulmalıdır. Ani işitme kayıplarının tedavisinde en önemli nokta teşhisin erken konularak tedavinin erken başlanabilmesidir. Erken tedaviyle işitme kaybının geri dönme olasılığı artmaktadır.
Kesin teşhis nasıl konur?
Ani işitme kaybının kesin teşhisi işitme testi (odyolojik inceleme) yapılarak konur. Ayrıca tedaviye yanıtın ve iyileşmenin takibinde de odyolojik testlerden faydalanılır.
Ani işitme kaybının tedavisi nasıldır?
Ani işitme kaybının tedavisi ilaç tedavisidir. En etkili ilaç halk arasında kortizon olarak bilinen kortikosteroidlerdir. Kortikosteroidler ani işitme kaybında düşük dozlarda ve kısa süreli olarak uygulanmakta ve vücuda önemli bir zarar vermemektedir. Ayrıca ani işitme kaybının ilk üç günde tesbiti halinde virüslere karşı etkili olan antiviral ilaçlar da tedaviye eklenir. Ancak ilk üç günden sonra etkili olmadıkları için verilmezler. İlaç tedavisi başladıktan sonra odyolojik test takiplerinde yeterli iyileşme görülmezse kulak zarından orta kulağa kortikosteroid enjeksiyonu veya hiperbarik oksijen tedavisi gibi tedavi opsiyonları da değerlendirilir. İlaç tedavisinin etkili olabilmesi için en kısa sürede hastalığın teşhisi ve tedavinin başlaması önemlidir.
Ani işitme kaybı diyabet ve hipertansiyon hastalarında da görülebilmektedir. Bu hastalıkları olanlarda kortikosteroidler şeker ve tansiyon değerlerini yükselttiğinden yatarak kontrol altında bir tedavi uygulamak gerekir.
Ani işitme kaybının gelişiminin üzerinden bir ay geçtikten sonra tedavi verilmesi fayda sağlamayacağından ilaç tedavisi uygulanmaz.
Özet olarak ani işitme kaybı kulak-burun-boğaz hekimliği uygulamasında bir tıbbi acil olarak değerlendirilmektedir. Yeni başlayan uğultu, çınlama, kulakta tıkanıklık, dolgunluk gibi durumların varlığında hastalarımızın vakit geçirmeden kulak-burun-boğaz hekiminin yardımına başvurmaları ve gerekli tetkik ve tedavilerinin başlatılması kulak sağlığı için son derece önemlidir.

KBB ve Yaz Hastalıkları


Yaz aylarında Kulak-Burun-Boğaz bölgesinde görülen hastalıklar diğer aylara göre biraz daha farklılık göstermektedir. Bu bölgenin yazın görülen hastalıkları zamanında ve uygun bir şekilde tedavi edilmezse tatilde hiç beklenmedik şekilde sıkıntılarla karşılaşılıp tatilin sorunlu geçmesine neden olmaktadır.
Yaz ve Kulak Hastalıkları:
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte bazı kulak hastalıklarında artış görülmektedir. Yazın en sık görülen kulak hastalıkları dış kulak yolu iltihabı ve mantar enfeksiyonu’dur.
Dış kulak yolunun yapısına bir göz atacak olursak;
Bir kısmı kıkırdak ve bir kısmı kemikten oluşan üzeri deri ile örtülü hafif S şeklinde yaklaşık 3cm uzunluğunda bir borudur. Dış kulak yolunu örten deri vücudun dış yüzünü örten derinin devamıdır. Normalde dış kulak yolu iyi korunaklıdır ve kendi kendini temizleme özelliği vardır. Burada cilt altında kulak kiri dediğimiz serumeni oluşturan bezler ve kıl kökü bezleri bulunur. Dış kulak yolu salgılarından dolayı hafif asidiktir. Bu salgı dış kulak yolunu kaplayarak mikropların yerleşmesini engeller ve enfeksiyonların gelişmemesi açısından bir bariyer oluşturur. Kulak kiri, dış ortamdan gelen toz ve benzeri yabancı cisimleri zamk gibi tutarak daha içeri gitmesini önler.. Ancak dış kulak yolundaki asiditeyi değiştiren faktörler (banyo, deniz veya havuz sonrası kulağın ıslak kalması, pamuklu çubukla kurcalama sonrası kulak kirinin temizlenip koruyucu bariyerin ortadan kaldırılması, yine temizleme veya kaşıma amaçlı dış kulak yoluna sokulan yabancı cisimlerin yaptığı travmaya bağlı deride zedelenme, kulak kirinin itilip birikmesi ve suyla şişmesi sonucu mikropların yerleşimi için zemin oluşturması vb.) patojen bakterilerin ve mantarların üremesine ve dış kulak yolu iltihabına yol açar.
Hjyen şartları iyi olmayan havuz ve denizlerde yüzenlerde dış kulak yolu enfeksiyonlarına, özellikle de mantara yakalanma riski artmaktadır.
İşitme cihazı kullananlar da özellikle yaz aylarında daha çok dış kulak yolu enfeksiyonları sık görülme eğilimindedir. Kulak içi cihazlarda cihazın kendisi, kulak arkası olanlarda kulak kalıbı dış kulak yolunu tıkayarak dış kulak yolunun kendini temizleme mekanizmasını bozmakta, yazın özellikle terleme ile kulak yolu asiditesinin bozulması bu enfeksiyona zemin hazırlamaktadır. Bu nedenle cihazı aralıklı kullanmakta ve sık sık temizlemekte yarar vardır.
Şeker hastalarında dış kulak yolunda mantar üreme riski ve dış kulak yolu iltihabı daha fazladır. Bu nedenle kulağı pamuklu çubuk, kibrit çöpü vb. ile tahriş edr biçimde temizlemek mantara bağlı dış kulak yolu iltihabına zemin hazırlayabilir.
Dış kulak yolu iltihabı geliştiğinde hastanın en temel şikayeti şiddetli kulak ağrısıdır. Kulağa dokunmakla, kulak memesini aşağı doğru çekmekle, yemek yeme sırasında çene hareketleriyle ağrı artar. Bunun yanı sıra dış kulak yolunun şişmesine bağlı kulakta tıkanma, enfeksiyon şiddetine göre akıntı, bazen şiddetli enfeksiyonlarda kulak kepçesinde kızarıklık ve şişme görülebilmektedir. Bu durumdaki bir hasta mutlaka Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Uzman tarafından dış kulak yolunun dikkatlice temizlenmesi, günlük pansumanlar veya damlalarla şişliğin indirilip ek olarak antibiyotik verilerek enfeksiyonun geriletilmesi ve sonrasında kulağın kuru tutulması şeklinde bir tedavi planı uygulanmalıdır.
Mantar enfeksiyonun ilk bulguları ise kulakta siyah, gri, mavimsi-yeşil, sarı veya beyaz renkte akıntı ve tıkanıklık ile şiddetli kaşıntıdır. Tedavisi ise yine bir Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından dış kulak yolunun dikkatlice temizlenmesi, günlük pansumanlar veya mantara karşı damlalarla enfeksiyonun önüne geçilmesi şeklindedir. Önemli olan mantar enfeksiyonun tekrarlamaması için hijyen kurallarına uyularak kulağın nemli tutulmaması ve kaşıntının engellenmesidir.
Sonuç olarak:
Dış kulak yolundaki böyle bir enfeksiyondan korunmak için banyo, deniz veya havuz sonrası kulağı pamuklu çubukla çok derinlere sokup tahriş ederek temizlemek yerine başınızı o kulağınız altta kalacak şekilde yana yatırıp küçük bir pamuk parçasını dış kulak yolunuza sokarak temizleyebilir, hafifçe çalkalama hareketi yaparak içeri kaçan suyun dışarı çıkmasını sağlayabilirsiniz. Hjyen şartlarından emin olmadığınız deniz ve havuzlara asla girmeyiniz eğer şüpheniz varsa kulaklarınızı özel tıkaçlarla kapayıp veya mümkün olduğunca başı suya sokmadan denize ve havuza girebilirsiniz.
Dikkat edilmesi gereken diğer durumlar;
Yazın sık karşılaşılan KBB sorunlarından biriside burun kanamalarıdır. Burun bol damarlı ve travmaya açık bir yapıdır. Şiddetli sümkürme, burnu kurcalama ve ufak bir darbe ile bile burun kolayca kanayabilir. Özellikle kuru hava, allerjik ortam ve sıcak hava kanama riskini daha çok arttırmaktadır. Bu nedenle özellikle burun kanamasına yatkın olan küçük çocuklar, kan sulandırıcı ilaç kullanan kalp ve tansiyon hastaları güneşin etkili olduğu günün en sıcak saatlerinde mümkün olduğunca güneşe çıkmamalı güneşten koruyucu önlemleri alarak serin bir ortamda bol sıvı tüketilmeye çalışmalıdır.
Burun kanaması olduğunda ilk yapılması gereken telaşa kapılmamaktır, çünkü bu durum kanamanın artmasına yol açar. Böyle bir durumda hemen burun içerisine bol soğuk su çekilerek hiç pıhtı kalmayacak şekilde yıkanmalı ve dik oturulup baş hafif öne eğilerek burun kanatlarına her iki taraftan 4-5 dk. parmaklarla baskı uygulanmalıdır. Bu esnada özellikle erişkin hastalarda mutlaka tansiyona bakılmalı ve eğer yüksekse ilaçlarla düşürülmeye çalışılmalıdır. Daha sonra KBB uzmanına başvurarak nedenlerin saptanması ve tedavisi yoluna gidilmelidir.
Halk arasında bilinenin aksine yaz aylarında kış, sonbahar ve ilkbahardaki kadar sık olmamakla birlikte farenjit, larenjit ve sinüzit gibi üst solunum yolu enfeksiyonları görülebilmektedir. Burada özellikle klimaların enfeksiyon ajanlarını yayması ve soğuk-buzlu yiyecek içeceklerin sık tüketilmesi sonucu bazı enfeksiyon ajanlarının soğukta aktif duruma geçmesi sorumlu tutulmaktadır. Bu tür enfeksiyonlar KBB uzmanı tarafından değerlendirilmeli ve uygun bir şekilde tedavi edilmelidir.

Kulak Çınlamasının Nedenleri


Bazı zamanlar kulağımda zil sesi duyuyorum bu normal midir? Tamamiyle değil. Kafa içinde ki bu seslere genel olarak tinnitus denilir ve çok yaygındır. Tinnitus zaman zaman ortaya çıkabilir veya siz sürekli olarak bir ses duyabilirsiniz. Çok kalın veya çok ince olabilir, tek kulağınızda veya her iki kulağınızda da duyabilirsiniz. Zil sesi sürekli olduğunda bu kişiyi çok rahatsız edebilir. Hatta bu rahatsızlık kişilerin normal hayatlarını etkiliyecek boyuta kadar çıkabilir.
BAŞKA İNSANLAR KULAĞIMIN İÇİNDEKİ BU SESLERİ DUYABİLİR Mİ?
Bu genellikle olmaz ancak bazı durumlarda dinleyen kişi bir çeşit ses duyabilir. Bu tip tinnituslara objektif tinnitus denilir. Çoğunlukla ya bir damar anormalliğinden dolayı veya kasların kasılması sonucu orta kulakta meydana gelen seslerden ötürü gelişir.
TİNNİTUS (ÇINLAMA) KONUSUNDA EN SIK RASTLANAN SORULAR
Tinnitusun Nedeni Nedir?
Sesin sadece hasta tarafından duyulduğu subjektif tinnitusun birçok olası nedeni vardır. Bazı nedenler kötü değildir (örnek olarak küçük bir kulak kiri geçici bir süre tinnitus yapabilir.) Bunun yanında enfeksiyon, kulak zarında delinme, orta kulakta sıvı birikmesi ve orta kulakta ki kemiklerin eklem yerlerinin sertleşmesi gibi daha önemli nedenler de olabilir. Tinnitus baş ve boyun bölgesindeki damar genişlemeleri (anevrizma) veya denge ve işitmeyi sağlayan sinirden kaynaklanan bir tümörden (akustik nörinom) dolayı da olabilir. Bu problemlerde işitme kaybı da vardır. Allerji, yüksek veya düşük tansiyon, tümör, şeker hastalığı, tiroid problernleri, baş ve boyun bölgesine gelen darbeler ve birçok diğer nedenler: bazı romatizma ilaçlan, bazı antibiotikler, sakinleştirici ilaçlar ve aspirin tinnitusa neden olabilir. Her durum için tedavi çok farklıdır. Bu nedenle konusunda uzmanlaşmış bir doktora kontrol olmak ve kulak çınlamasının gerçek nedenini bulmak çok önemlidir.
Tinnitus çoğunlukla işitme sinirlerinin mikroskopla görülebilecek kadar küçük olan uçlarında meydana gelen hasarlardan ötürü gelişir. Bu sinir uçlarının sağlıklılığı doğru ve kesin duymayı sağlar ve bunlarda meydana gelecek bir hasar işitme kaybı ve tinnitusa yol açar. İlerlemiş yaşla birlikte sinir uçlarında bazı değişiklikler meydana gelir bu da beraberinde tinnitusu getirir. Günümüz dünyasında yüksek ses tinnitusun muhtemelen en sık rastlanan nedenidir ve işitme kaybına da yol açar. Ne yazık ki birçok insan endüstriel gürültünün, yangın alarmlarının, yüksek sesle müzik dinlemenin ve diğer gürültülerin ne kadar zararlı olduğundan ya habersiz yada bunu umursamamaktadır. Stereo kulaklıklarla yüksek müzik dinlemek riski daha da fazlalaştırmaktadır.
Tinnitusun Tedavisi Nedir?
Vakaların çoğunda özel bir tedavi yoktur. Eğer doktorunuz gerçek nedeni bulursa bunu ortadan kaldırmaya yönelik tedavi sonucunda kulağınızdaki çınlamalar da ortadan kalkar. Bunun için bazı röntgen filmleri ve denge testlerine ihtiyaç duyulabilir. Bunlara rağmen tinnitusun nedeni çoğu zaman bulunamaz. Neden ortaya konulmamış olmasına rağmen bazı durumlarda ilaçlar yardımcı olmaktadır. Kullanılan birçok ilaç vardır. Genellikle hastaya ilaç alması önerilir ve sonuç alınıp alınmadığı sorulur.
Eğer Bir Neden Ortaya Konulamazsa Tinnitusun Azalması İçin Birşey Yapılabilir mi?
Evet. Aşağıda yapmanız ve yapmamanız önerilen şeyler tinnitusunuzun azalmasına yardımcı olacaktır. Herşeyden önce işitme sisteminin vücudun en hassas ve kırılgan sistemi olduğu hatırlanmalıdır. Bu nedenle aşağıdakileri yapmanız önerilmektedir.
  1. Yüksek sesli müziğe maruz kalmaktan korunun
  2. Kan basıncını sürekli kontrol ettiriniz. Kontrol altında olması için doktorunuza başvurun.
  3. Tuz alımını kısıtlayın (fazla tuz dolaşım sisteminizi bozacaktır.) Tuzlu yiyeceklerden uzak durun ve yemeğinize tuz eklemeyin.
  4. Sinir sistemine uyarıcı etkisi olan kahve, kola ve sigaradan uzak durun.
  5. Günlük egzersizler kan akımınızı düzenler.
  6. Yeterince dinlenin ve çok yorulmaktan sakının.
  7. Sesten endişelenmeyin. Kulak çınlamanız sizin sağır olmanıza ve aklınızı kaybetmenize neden olmaz. Bu sesleri rahatsız edici ama önemsiz bir gerçek olarak kabul edin ve olabildiğince yok saymayı öğrenin. Bu çeşit kontrol ya kişinin kendini tembihlemesiyle yada maskeleme yöntemiyle başarılabilir.
  8. Sinirliliğinizi ve gerginliğinizi en aza indirin.
KİŞİNİN KENDİNİ TEMBİH ETMESİ NE DEMEKTİR? BU GEÇERLİ MİDİR?
Tembihleme, konsantrasyon ve gevşeme egzersizleri sonucunda kan basıncını ve kas gruplarını sistemli olarak kontrol etmeyi sağlar.
MASKELEME NEDİR? TİNNİTUS MASKELEMESİ NEDİR?
Tinnitus özellikle çevre sessiz olduğu zaman, gece yatarken, daha rahatsız edicidir Tinnitusla yarışacak bir ses bir saatin tıklaması veya bir radyo, rahatsızlığı azaltacaktır. Bazı doktorlar alçak seşle FM kanallarını dinlemeyi önermektedir: Birçok hasta iki istasyon arasında ayarlanmamış radyonun çıkardığı sesi alçak sesle dinlemekten fayda bulduklarını ifade etmiştir. Böylesine statik bir ses çok rahatlatıcı olabilir. Bu ses beyaz ses olarak bilinmektedir. Bazı hastalar rahatlatıcı ses üreten elektronik aletler kullanmaktadır. Tinnitus maskeleyici işitme cihazını içine yapılan veya ona eklenen küçük bir eloktronik parçadır. Sürekli ama rahatsız etmeyecek bir ses üreterek kişinin kulak çınlamasını unutmasını sağlar.
İŞİTME CİHAZLARI ÇINLAMANIN AZALMASINI SAĞLAR MI?
İşitme bozukluğu kişilerin bazılarında çınlamanın kullandıkları cihazlar tarafından azaltıldığı veya yok edildiği söylenmektedir. Ancak işitme cihazı sadece tinnitusu önlemek için kullanılacaksa özenli bir çalışma yapılmalıdır. Genellikle işitme cihazı çıkartılınca çınlama ilk durumuna geri döner.
SONUÇ
Kulak çınlamanız için herhangi bir tedaviye başlamadan muhakkak bir Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından dikkatli bir muayeneden geçmelisiniz.

Bebeğim Normal Duyuyor mu ?


Çocuğunuzun işitme kaybının olup olmadığının belirlenmesi:
Çocuğunuzun işitme kaybı olduğunu düşünüyorsanız haklı olabilirsiniz. Aşağıdaki kontrol listesi, çocuğunuzun bir işitme kaybı olduğunun belirlenmesinde yardımcı olacaktır. Her maddeyi dikkatlice okuyun ve sadece size, ailenize veya çocuğunuza uyan faktörleri dikkate alın.
İşitme kaybı için göstergeler:
Uyan her maddeyi kontrol edin.
Anne hamilelik sırasında
Kızamıkçık, viral bir enfeksiyon ve grip geçirmiş
Alkollü içecek tüketmiş
Yenidoğan (doğumdan ilk 28 güne kadar)
Doğumdaki kilosu 1600 gramdan düşük
Yüz ve kulaklarının görüntüsü farklı
Doğumda sarılığı oldu ve kan değişimi uygulandı.
Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde beş günden fazla kaldı
Damardan iğne ile antibiyotik aldı
Menenjit geçirdi
Ailemde
Erken yaşlarda olan veya gelişmiş, kalıcı veya ilerleyen işitme kaybı olan, bir veya daha fazla birey var
Bebeğim(29 gün ile 2 yaş arası)
Damardan antibiyotik aldı.
Menenjit oldu
Nörolojik bir bozukluğu var
Kulaktan kanamanın olduğu veya olmadığı kafatası kırığı olan ciddi bir yaralanma geçirdi
3 aydan fazla süren, kulakta sıvının olduğu tekrarlayan kulak enfeksiyonu var.
Çevreye Cevap Verme (konuşma ve lisan gelişimi)
Yenidoğan (doğumdan 6 aya kadar)
Beklenmedik yüksek sesli gürültülerle irkilmiyor, hareket etmiyor, ağlamıyor veya her hangi bir şekilde tepki vermiyor.
Yüksek sesli gürültülerle uyanmıyor
Kendiliğinden sesleri taklit etmiyor
Sadece sesle sakinleştirilemiyor
Başını sesime doğru çevirmiyor
Küçük bebeğim (6 ay-12 aya kadar)
Sorulduğunda tanıdık kişi veya eşyaları gösteremiyor
Konuşma sesi çıkarmıyor yada konuşma sesi çıkarmayı bıraktı
12 aylıkken, “el salla” ,”elini çırp” gibi basit sözleri yalnız dinlemekle anlamıyor
Büyük bebeğim (13 ay-2 yaş )
Hafif bir sesle ilk seslenişte doğru yöne dönmüyor
Çevreden gelen seslere duyarsız
İlk seslenişte cevap vermiyor
Sese cevap vermiyor veya sesin nereden geldiğini anlıyamıyor
Tanıdık insanlar ve evde çevresindekiler için basit kelimeleri kullanmaya ya da taklit etmeye başlamadı.
Benzer yaştaki diğer çocuklar gibi ses çıkarmıyor ve konuşamıyor
Normal ses yüksekliğinde televizyon seyretmiyor
Anlama ve iletişim için kelimelerin kullanımında yeterli gelişmeyi göstermiyor
Ne Yapmanız Gerekir?
Bu göstergelerden bir veya daha fazlasını tespit ettiyseniz, çocuğunuzun işitme kaybı olması ihtimali olabilir. Çocuğunuzda bu göstergelerden bir veya daha fazlası varsa, çocuğunuzu kulak muayenesi ve işitme testine götürmeniz gerekir. Bu herhangi bir yaşta, doğumdan hemen sonra bile yapılabilir.
Bu faktörlerden hiçbirini belirlemediniz, fakat çocuğunuzun normal duymadığından şüpheleniyorsanız, çocuğunuzun doktoru endişelenmiyorsa bile çocuğunuzun işitmesini ölçtürün. İşitme kaybı olmasa bile testin ona bir zararı olmaz. Ne var ki, çocuğunuzda işitme kaybı varsa, geç teşhis konuşma ve lisan gelişimini etkileyebilir.
Bu kontrol listesi maddelerinin hiçbiri bulunmasa bile işitme kaybı mevcut olabilir.
18 yaşın altındaki bir çok çocukda farklı derecelerde işitme kaybı vardır. Siz ebeveynler ve onların ana babaları bebeklerinizdeki işitme kaybını keşfedecek kişilersiniz. Çünkü onlarla en fazla vakit geçiren sizsiniz. Eğer herhangi bir zaman bebeğinizin işitme kaybı olduğunu düşünürseniz bunu doktorunuzla görüşün. Bebeğinizin duyması profesyonel olarak herhangi bir yaşta test edilebilir. Bilgisayarlı işitme testleri yenidoğanları taramayı mümkün kılar. Bazı bebeklerin diğerlerine göre ortalamadan daha fazla işitme kaybı olasılığı vardır. Bu listedeki herhangi bir maddeyi belirlerseniz, mümkün olan en kısa zamanda çocuğunuza işitme testi yaptırmalısınız. Okula başlamadan önce tüm çocuklara işitme testi yapılmalıdır. Bu anne, baba veya çocuğun farketmediği hafif işitme kayıplarını ortaya koyabilir. Tek kulaktaki bir kayıp bu yolla saptanabilir. Böyle bir kayıp, belirgin olmasa da konuşma ve lisanı etkileyebilir
İşitme kaybı kulak kiri veya kulakta sıvı birikmesinden bile kaynaklanabilir. Bu tipte geçici işitme kaybı olan bir çok çocuğun, ilaç tedavisi veya küçük bir cerrahiyle işitmesi düzeltilebilir. Geçici işitme kaybının tersine bazı çocukların kalıcı olan sinir kaynaklı sağırlığı vardır. Bu çocukların çoğunluğunun bir miktar kullanılabilir işitmesi olur. Çok azı tamamen sağırdır. Erken teşhis, erken işitme cihazı uygulanması ve özel eğitim programlarına erken başlamak, çocuğun mevcut işitmesini en yüksek seviyeye getirmeye yardımcı olabilir.

Gürültü, Kulaklar ve İşitmenin Korunması


10 kişiden birinde işitme kaybı vardır, bu kayıp normal konuşmayı ve anlayabilmeyi etkiler. Aşırı sese maruz kalma işitme kaybının en sık sebebidir.
Gürültü gerçekten kulaklarımı etkileyebilir mi?
Evet,gürültü tehlikeli olabilir. Eğer ses yeterince yüksekse ve uzun sürerse işitmemize zarar verebilir. Gürültü sonucu meydana gelen hasara işitme siniri ile ilgili işitme kaybı ya da sinir kaybı diyoruz. Bu gürültüden başka faktörlerle de oluşabilir ancak gürültü sebebiyle meydana gelen işitme kaybının başka yönden önemi vardır:azaltılabilir ve hatta önlenebilir.
Kulaklarımı iyileştirebilir miyim?
Hayır,eğer kulağınızın yüksek sese alıştığını düşünüyorsanız bu durum kulaklarınıza büyük olasılıkla zarar vermiştir ve hiç bir tedavi yöntemi yoktur. Ne ilaç, ne cerrahi ne de işitme aleti kulağınız gerçekten zarar görmüşse gerçekten işitmenizi düzeltmez.
Kulak nasıl çalışır?
Kulağın üç ana bölümü vardır:dış kulak, orta kulak, iç kulak. Dışarıdan görebildiğimiz parça olan dış kulak kendi kanalına açılır. Kulak zarı dış kulak yolunu orta kulaktan ayırır. Orta kulaktaki örs, çekiç ve üzengi kemikçikleri iç kulağa sesin iletilmesine yardımcı olurlar. İç kulakda işitme ve dengeye hassas hücrelerle, beyine giden işitme siniri vardır.
Herhangi bir ses kaynağı kulağa titreşim veya ses dalgaları gönderir. Bunlar dış kulak yolu vasıtasıyla iletilir ve kulak zarına çarparak zarın titreşimini sağlar. Bu titreşimler orta kulağın küçük kemikçiklerine iletilir ve kemikçikler yoluyla iç kulağa buradan da işitme sinirine geçerler. Titreşimler iç kulakda sinir uyarıları haline dönüştürülür ve direkt olarak beyine giderler. Beyne gelen uyarılar müzik, kapı çarpması gibi ses olarak algılanır.
Ses çok fazla olduğu zaman iç kulaktaki sinir uçlarını öldürmeye başlar. Yüksek sese maruz kalma süresi uzadıkça daha fazla sinir ucu harap olur. Sinir ucu sayısı azaldıkça da işitme azalır. Ölü sinir uçlarını canlandırmak mümkün değildir ve hasar kalıcıdır.
Sesin zararlı olduğunu nasıl anlayabilirim?
İnsanlar gürültüye duyarlılıkları açısından farklıdır. Genel olarak sesinizi duyurmak için bağırmak zorunda kaldığınız gürültülü ortam, kulağınızı ağrıtan sesler, kulağınızı çınlatan gürültü veya maruz kaldıktan sonra sağırlık yaşattıran sesler işitmenize zarar verebilir.
Bilimsel olarak ses iki türlü ölçülebilir: şiddet veya sesin yüksekliği desibel (dB) olarak ölçülür. Tizlik ise saniyedeki ses titreşim frekansı olarak ölçülür. Düşük tizlik (tuba gibi derin ses) daha az titreşim yaparken yüksek ses (violin gibi) daha fazla titreşim yapar.
Frekans ve işitme kaybı arasında nasıl ilişki vardır?
Frekans saniyedeki devir veya Hertz (Hz) olarak ölçülür sesin tizliği ne kadar yüksekse frekansı o kadar fazladır. Genel olarak en iyi duyan çocuklar büyük kilise orgunun en düşük notası olan 20 Hertz’lik sesten köpek havlama sesinin en tizliği olan 20.000 Hertz’lik sese kadar sesleri ayırt edebilir . İnsan konuşması 500 – 2.000 Hz arasında değişir ve pek çok insana çok yüksek veya çok alçak frekanslı seslerden daha gürültülü gelir. Duyma kaybı başlayınca yüksek frekanslar daha önce kaybedilir. Bu da işitme kayıplı insanların bayan ve çocukların yüksek tizlik seslerini neden daha zor duyduklarını açıklar.
Yüksek frekanslardaki duyma kaybı ses bozulmasına yol açar. Böylece ses duyulmasına rağmen anlaşılamaz. Ayrıca işitme kayıplı hastalar benzer duyulan kelimeler arasındaki farkı ayırt edemezler çünkü bu sessiz harfler diğer sessizlere ve sesli harflere nazaran daha yüksek frekans aralığına sahiptirler.
Desibel Nedir?
Sesin şiddeti desibel (dB) olarak ölçülür. Yelpaze insan kulağının duyabileceği en silik sesten (0dB) roketin havalanma sesine (180dB) kadar değişir. dB logaritmik bir ifadedir, bu yüzden dB şiddetinde 10 ünitelik artış bir alttakinin 10 katı fazlası anlamına gelir; yani 20 dB, 10 dB’in 10 katı ve 30dB de 10 dB’in 100 katıdır.
Duymamı etkilemeksizin dB ne kadar yükseğe çıkabilir?
Pek çok uzman 85 dB’ den daha fazla sese maruz kalmanın zararlı olduğu konusunda hem fikirdir .
Duyduğum gürültüye maruz kalma süresinin işitmedeki hasarla ilişkisi var mıdır?
Vardır. Yüksek sese ne kadar uzun süre maruz kalırsanız o kadar hasar gelişir. Ayrıca sesin kaynağına ne kadar yakınsanız hasar o kadar fazla olur. Her silah sesi yakın çevredeki herkesin kulağına zarar verebilir. Daha büyük ve topçu sınıfı silahlar en kötüsüdür çünkü en fazla gürültüyü bunlar çıkarır. Ancak patlama yakınınızda olursa küçük silahlar bile işitmenize zarar verebilir. Ateşli silah kullanan biri kulaklık kullanmıyorsa işitme kaybı riskiyle karşı karşıyadır. Son çalışmalar gençlerde işitme kaybı sıklığının arttığını göstermektedir. Yüksek sesle dinlenen rock müziği ve kulaklıklı taşınabilir radyo-teyp (Walkman) kullanımındaki artış gençlerdeki işitme kaybından sorumlu olabilir.
Gürültü işitmem dışında başka bir zarar verebilir mi?
Kulak çınlaması gürültüye maruz kalma sonrası görülür ve sıklıkla kalıcıdır. Bazı insanlar yüksek sese sinirlilik reaksiyonu gösterirler ayrıca kalp hızı ve kan basıncı veya mide asidinde artma görülebilir. Çok yüksek ses güç görevleri yerine getirmeyi dikkati dağıtmak suretiyle azaltır.
Kim işitme koruyucusu kullanmalıdır?
Eğer gürültülü bir ortamda çalışmak zorundaysanız koruyucu kullanmalısınız. Ayrıca bu koruyucular; güçlü elektrikli aletler, gürültülü bahçe aletleri veya ateşli silah kullanırken de giyilmelidir.
İş sırasında gürültüye maruz kalma ile ilgili kanunlar nelerdir?
Pek çok insanda devamlı 85 dB üzerinde gürültüye maruz kalma anlamlı şekilde işitme kaybına yol açar ve daha yüksek sesler bu hasarı arttırır. Korunmamış kulaklar için izin verilen maruz kalma süresi ortalama gürültü seviyesinde her 5dB artış için yarısı kadar azaltılmalıdır. Örneğin 90dB için maruz kalma süresi 8 saat, 95 dB için 4 saat ve 100 dB için 2saat olmalıdır. İzin verilen en yüksek gürültü seviyesi korunmuş kulak için günde 15 dakika ve 115 dB’dir.140 dB üzerindeki gürültü kabul edilemez.
ABD’de mesleki güvenlik ve sağlık birliği yönetimi 1983 yılı işitme koruma kanununda gürültülü çalışma ortamlarında işitme koruma programı uygulamayı istemektedir. Bu ise ortalama 85 dB veya daha fazla gürültüye maruz kalan yaklaşık 5milyon çalışanda yıllık işitme testi yapmayı kapsar. İdeal olarak gürültülü makine ve çalışma ortamları daha az gürültülü aletlerle donatılmalı veya çalışma saatleri azaltılmalıdır. Ancak bunun maliyeti pahalıdır. Alternatif olarak kişisel işitme korumaları ortalama 90 dB’den yüksek gürültüde kullanılmalıdır. Gürültü ölçümleri işitme koruması ihtiyacını gösterirse işveren en az kulak tıkacı ve bir tip de kulak susturucusunu ücretsiz olarak çalışanlarına vermek zorundadır. Yıllık işitme testleri yüksek frekanslarda 10 dB veya daha fazla işitme kaybını gösterirse çalışan bilgilendirilmeli ve gürültü 8 saat için 85 dB’den fazla ise işitme korumaları kullanmalıdır. İşitmede daha fazla kayıp ve/veya kulak hastalığı ihtimali KBB uzmanına görünmeyi gerektirir.
İşitme koruyucuları nedir ve ne kadar etkilidir?
İşitme koruyucu aletleri kulak zarına ulaşan sesin şiddetini azaltırlar. 2 formu vardır: kulak tıkacı ve kulak maskesi.
Kulak tıkacı dış kulak yoluna uyan küçük aletlerdir. Etkili olmaları için total olarak kulak kanalını tıkamaları gerekir. Çeşitli tip ve ebatlarda olabilirler. Kulakta tutamayan kişiler için baş bandı ile kullanılabilirler.
Kulak maskesi kulağı kaplayacak şekilde oturur ve kulak kanalının tüm çevresini bloke eder. Bunlar uyumlu bantlarla yerlerinde tutulur. Gözlük çevresini ve uzun saç çevresini kapatmazlar ve ayarlanabilir baş bandı kulak maskeyi yerinde tutmak için yeterlidir. Kulak tıkaçları rahat bir şekilde yerleştirilmeli ve böylece kulak kanalı tamamen kapanmalıdır. İyi uymayan kirli veya yırtılmış tıkaçlar kanalı kapatmaz ve rahatsız edebilir. Uygun, iyi oturmuş tıkaçlar sesi 15-30 dB azaltabilir. İyi tıkaçlar ve maskeler sesin azaltılmasında eşittirler ancak tıkaçlar düşük; susturucular yüksek frekanslarda etkilidirler. Tıkaç ve susturucuların birlikte kullanımı tek başlarına kullanıma nazaran 10-15 dB daha fazla koruma sağlar. 105 dB’den yüksek sesler için beraber kullanım düşünülmelidir.

Niçin sadece pamuk ile kulaklarımı kapatamam?
Kulak topları ve kağıt doku tıpaları sesi sadece 7 dB azaltır.
İşitme koruyucularının ortak problemleri nelerdir?
İşitme koruyucusu kullanan işçilerden yarısı koruyucuların ses azaltma potansiyellerinin yarısını kullanırlar çünkü bu gereçleri devamlı kullanmazlar veya bu aletler tam olarak kulağa uymaz. 8 saatlik bir süre devamlı takılırsa 30 dB’lik ses azalması sağlayan bu koruyucu gürültüde 1 saat çıkarılırsa sadece 9 dB’lik sağlar. Bu desibeller logaritmik yelpaze ile ölçülmeleri sonucudur ve her 10dB artışta ses enerjisinde 10 kat artış görülür. Korunmamış kulakla işçi koruyucu kullanmaya nazaran 1000 kat daha fazla ses enerjisine maruz kalır. Ek olarak sese maruz kalma toplamsaldır. Bunun için evdeki gürültü veya partideki gürültü toplanarak hesaplanır. İş yerinde maksimum izin verilebilen gürültünün ardından gürültülü müziğe maruz kalma günlük güvenlik limitini aşar. Tıkaç veya susturucu devamlı kullanılsa bile eğer kulak derisi ve koruyucu biraz aralık varsa fazla işe yaramazlar.
İşitme koruyucuları kullanırken sesimizi daha fazla ve derinden duyarsınız. Bu koruyucuların iyi yerleştirildiğini gösteren yararlı bir bulgudur.
İşitme koruyucuları kullanırken diğer insanları veya makine problemlerini duyabilir miyim?
Güneş gözlükleri nasıl parlak ışıkta görmeye yardımcı olursa işitme koruyucuları çok gürültülü yerlerde konuşmayı anlamayı arttırır. Sessiz bir ortamda normal duyan işitme koruyucusu takan insanlar düzenli konuşmaları anlayabilirler.
İşitme koruyucuları işitmesi bozuk veya dil anlaması kötü olanlarda normal anlamayı çok az azaltırlar. Ancak hafif işitme kayıplı kişilerin kulak tıkaç ve susturucuları takmaları daha fazla iç kulak hasarının önlenmesi açısından önemlidir.
İşitme koruyucularının işçilerin bozuk bir makine sesini anlayabilme kabiliyetini düşürdüğü tartışılmıştır. Ancak pek çok işçi daha fazla seste de uyum sağlayabilir ve böylece problemleri tesbit edebilirler.
İşitmemdeki hasar eski ise bunu nasıl anlayabilirim?
İşitme kaybı uzun yıllar süresince oluşur. Yavaş, ilerleyici ve ağrısız olduğu için fark edilmeyebilirler. Fark edebildiğiniz kulakta çınlama veya başka seslerdir. Bu da uzun süreli olarak işitme sinirine zarar veren gürültüye maruz kalma sonucunda gelişir. Veya insanların söylediklerini anlama güçlüğü çekilebilir. Özellikle gürültülü bir ortamdayken insanlar mırıldanıyor gibi gelebilir. Bu yüksek frekans işitme kaybının başlangıcı olabilir ve işitme testi bunu tesbit edebilir. Eğer bu bulgulardan herhangi biri varsa kulakta kulak kiri veya kulak enfeksiyonu gibi düzeltilebilir hastalıklarınız olabilir. Ancak gürültüye bağlı işitme kaybı da olabilir.
Her durumda işinizi şansa bırakmayın. Gürültüye bağlı işitme kaybı kalıcıdır. Eğer işitme kaybından şüpheleniyorsanız bir KBB uzmanına görünün. Doktor işitme problemini teşhis eder ve en iyi tedavi yolunu önerir.

Uçuk ve Aft


Ağzınızda; konuşmanıza ve yemek yemenize engel olacak kadar şiddetli ağrıya yol açan bir yaranız varsa bilin ki yalnız değilsiniz. Pek çok sağlıklı insan tekrarlayan ağız yaralarından şikayetçidir.
En sık rastlanan tekrarlayan ağız yaraları uçuk ve aft (aftöz ülser)’dır. Ağızda görüldüğünde birini diğerinden ayırmak güçtür. Bu iki lezyonun nedeni ve tedavileri tamamıyla farklı olduğundan ayırımı çok önemlidir.
Uçuk nedir?
Bunlar sıklıkla dudakta görülen içi sıvı dolu kabarcıklara verilen genel bir addır. Ağızda özellikle dişetinde, sert damakta da görülebilirse de nadirdir. Uçuk genellikle ağrılıdır ve ağrı lezyonun ortaya çıkışından birkaç gün önce ortaya çıkar. Bu kabarcıklar saatler içinde patlayarak kabuklanır. 7-10 gün sürer.
Nedenler
Uçuk bir herpes simpleks virüsünün aktif duruma geçmesi ile meydana gelir. Bu virüs, daha önce bu enfeksiyonu geçiren hastalarda sessiz ve sinsi bir şekilde bekler ve stres, ateş, travma, hormonal değişiklikler ve güneş ışığına maruz kalma gibi durumlarda aktif hale geçer. Tekrarlayan lezyonlar aynı yerde yerleşme eğilimindedir.
Uçuk yayılabilir mi?
Evet. Uçuk patladıktan tamamen iyileşene kadar ki süre enfeksiyonun yayılımı için en riskli dönemidir. Virüs gözlerinize, cinsel organlara ve diğer insanlara da bulaşabilir.
Önleme Önerileri:
Bir lezyon görüldüğünde ağız içi, burun içi, cinsel bölge gibi mukoz zarlar enfeksiyona karşı korunmalıdır. Uçuğu sıkıştırıp patlatmayın. Birine dokunurken ya da göz veya cinsel bölgelerinize dokunmadan önce ellerinizi dikkatlice yıkayın. Tüm uyarılara rağmen herpes virüsün uçuk olmadan da ulaşabileceği unutulmamalıdır.
Tedavi
Günümüzde kesin tedavisi yoktur ancak bu konuda yoğun çalışmalar yapılmaktadır. % 5 asiklovirli merhem gibi bir antiviral ajan kullanılabilir. Doktor ya da diş hekiminizden son gelişmeler hakkında bilgi almak için irtibat kurun.
Aft nedir?
Aft dilde, yumuşak damakta, dudak ve yanakların iç kısımlarında görülen küçük, yüzeyel ülserlerdir. Oldukça ağrılıdırlar ve 5-10 gün sürerler.
Neden?
Nedenleri hakkındaki eldeki en iyi kanıtlar stres, travma, asitli yiyecekler (domates, turunçgiller, vs.) gibi lokal tahriş edici maddelere maruz kalma gibi durumlarda lokal bağışıklık cevabında değişiklikler meydana gelmesidir. Aftöz ülser yayılabilir mi? Hayır. Nedeni bakteri ya da bir virüs olmadığı için lokal yayılımı ya da bir başkasına bulaşması söz konusu değildir.
Tedavi
Tedavi direkt olarak az önce bahsedilen rahatsızlık verici durumların ortadan kaldırılması ve enfeksiyondan korunma ile olur.
Triamkinalon gibi haricen kullanılan bir kortikosteroid ilacı da yardımcı olur. Günümüzde kesin tedavisi bulunamamıştır.
Diğer yaralar:
İki haftadan uzun süren iyileşmeyen ağız yaralarında doktorunuza ya da KBB hekiminize başvurmalısınız.